(1479 S. K. m. 24) (5434 S. K. m. Geç. 139)
Dava: Davacı, 01.03.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve talep tarihine kadar prim borcu olmadığının tespiti ile Kurum sataşmasının giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şeklide isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. Celkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava 01.03.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve talep tarihine kadar prim borcu olmadığının tespiti ve kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir. Davacı Edirne ili merkez ajanlığındaki kaydı nedeni ile 25.2.1981 tarihinde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu kaydının halen devam ettiği, işini Bandırma'ya nakletmesi üzerine terziler Derneğindeki kaydı nedeni ile 10.10.1984 tarihinden itibaren aynı sicil nosundan Kuruma zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak primlerini ödediği 11/9/1989 tarihinde Bandırma Terziler Odasındaki kaydını sildirmek suretiyle 10/2/1989 tarihinde isteğe bağlı sigortalı olduğu ve eşinin de T.C. Emekli Sandığına tabi olarak çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının 10.2.1989 tarihinden yaşlılık aylığı talep ettiği 26/2/1996 tarihine kadar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı mı yoksa isteğe bağlı sigortalı mı sayılacağı giderek bu dönem için sağlık primi ödemekle yükümlü olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu yönü ile davanın yasal dayanağı belirgin olarak 1479 sayılı yasanın 24. maddesidir. Anılan maddeye göre, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, a bendinde sayılan koşullara sahip olanlar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılır. Somut olayda, davacı, a bendinde sayılan meslek kuruluşu kaydına istinaden Bağ-Kur zorunlu sigortalı sayıldığı Edirne'deki kaydını sildirmeden işini Bandırmaya naklettiği ve bu işyerindeki faaliyetini 10.2.1989 tarihinde sona erdirdiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ve özellikle Bandırma'da faaliyette bulunan davacının kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmasını oda kaydını sildirdiği 10.2.1989 tarihinde sona erdirdiğinin kabulü zorunludur. Kaldı ki salt meslek kuruluş kaydının mevcut olması, davacının kendi adına ve hesabına çalıştığının karinesi olup karinenin aksi ise her türlü delille ispatlanması mümkündür. Esasen davacının hem Edirne'de hem de Bandırma'da aynı zamanda mesleki faaliyette bulunmasında hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmediği ortadadır. Bu nedenle, Bandırma'daki kayıtlara itibar etmek gerektiği söz götürmez. Öte yandan, davacı eşi T.C. Emekli Sandığına tabi olarak çalıştığına göre, davacının isteğe bağlı sigortalı olduğu dönemde Bağ-Kur Sağlık sigortası primi ödemesi gerekmediği de 5434 sayılı yasanın geçici 139. maddenin açık hükmü gereğidir.
Yapılacak iş; davacının 10.2.1989 tarihinde, kendi adına ve hesabına çalışmasına son verip vermediği yöntemince araştırılmak, son verdiğinin saptanması durumunda 10.2.1989 tarihinden tahsis talep tarihine kadar sağlık sigortalısı primi ödemesi söz konusu olmadığından başka borcu olup olmadığı bilirkişi aracılığı ile belirlenmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 03.02.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy