(818 S. K. m. 46, 47) (506 SK m. 73)
Dava: Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B. M. Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, 16.19 fark maluliyet için uğramış olduğu manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının meslekte kazanma güç kayıp oranının 18.2.1992 tarihinde 23.5 oranında olduğu, ve bu oran için istemiş olduğu maddi ve manevi tazminatın hüküm altına alındığı ve kesinleştiği sonradan, işgöremezlik oranının 39,24'e yükseldiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacıda oluşan 23.5 oranındaki maluliyetinin 39.24 oranına çıktığı tarihin saptanmasına ilişkindir.
Meslek hastalığının, zamanla iyileşme göstermediği ve mevcut hastalık nedeniyle meslekte kazanma güç kayıp oranının zaman içinde artış gösterdiği fakat azalmadığı bilinen bilimsel bir gerçektir. Öte yandan, meslek hastalığının tespit tarihinin, giderek, maluliyet oranının belirlenme tarihi, faiz ile tazminatın miktarını doğrudan etkilediği ise söz götürmez. Hal böyle olunca, sürekli işgöremezlik oranının artma tarihinin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin sağlıklı bir şekilde saptanması gerektiği
ortadadır.
Mahkemece yapılacak iş, davacı ile ilgili tüm tıbbi bilgi ve belgeler kendisiyle birlikte Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilerek davacıda mevcut 23.5 oranındaki meslekte kazanma güç kayıp oranının 39.24 oranına çıktığı tarihi belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 2.10.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy