(506 S. K. m. 11/B)
Dava: Davacı, davalılardan işveren nezdinde 8.9.1991 tarihinde çalışmaya başladığını, çalışırken meslek hastalığına yakalandığını ileri sürerek çalışma gücündeki kayıp oranının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, sigortalıda oluşan hastalığın "meslek hastalığı" olduğunun tespiti ile, öşgöremezlik oranının belirlenmesi istemine ilişkindir. Davacıda (Bilateral Orta derecede MİX Tip) işitme kaybı oluştuğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık MİX tip işitme kaybının meslek hastalığı niteliğinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasanın 11-B maddesidir. Anılan madde de; meslek hastalığı sigortalının çalıştığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halleridir, şeklinde tanımlanmaktadır. 11'nci maddenin son fıkrasında ise; bu kanuna göre tespit edilmiş olan hastalıklar listesi dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması üzerinde çıkabilecek uyuşmazlıklar "Sosyal sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır." hükmü getirilmiştir. Hiç kuşkusuzdur ki, iddia edilen hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi madde de anlatımını bulan unsurların oluşmasına bağlıdır. Öte yandan, ortaya çıkan hastalık ile işyerinde çalışma olgusu arasında uygun neden-sonuç bağının gerçekleşmiş olması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş, işyerinde yapılan keşif ve hastalıklarla ilgili tüm bilgi ve belgeler, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilmek, hastalığın mesleki olup olmadığı, mesleki ise oranını belirlemek, raporda itiraz edildiğinde, tıp Fakülteleri Konseylerinin giderek, adli tıp meclisinin mütalaasına başvurmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştıma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklaan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.10.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy