(506 S. K. m. 2, 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde hizmet sözleşmesi ile 1.5.1983 tarihinden itibaren fiilen çalışmaya başladığının, emekliliğe hak kazandığının ve isteğe bağlı sigortalılığının geçerli sayılmasının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Enver Aktaş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, davacının davalıya ait işyerinde hizmet sözleşmesi ile 1.5.1983 tarihinden itibaren fiilen çalışmaya başladığının ve emekliliğe hak kazandığının ve isteğe bağlı sigortalılığın geçerli sayılmasının tespitine yöneliktir.
Hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği Yargıtay'ın yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Hizmet tespiti davalarında önemli olan çalışma olgusunun fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğini saptamaktadır. Mahkemece bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Çalışma olgusunun varlığı açık-seçik olarak ortaya konmamıştır. Bir başka anlatımla, çalışmanın konusu, sürekli veya kesintili olup olmadığı başlangıç ve bitiş tarihleri, çalışmanın tabi sonucu alınan ücret konularında gerekli araştırma yapılmalı, davacı ile çalışan kişiler dinlenmeli, gerektiğinde, komşu işyerlerinde çalışan kişiler dinlenmeli, işyerinin kanun kapsamına hangi tarihte alındığı veya kanun kapsamına alınacak nitelikte olup olmadığı sorulmalı, işverenin kabulünün tek başına yeterli olmadığı düşünülmelidir.
Öte yandan uzun yıllar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olan ve primlerini yatıran davacının 1 ay veya kabule göre de 1 gün zorunlu SSK'lı çalışmaktan ve bundan sonra da isteğe bağlı olarak sigortaya devam etmesindeki amacın ne olduğu, gerçek çalışmanın varlığı üzerinde titizlikle durulmalıdır. Davacının kardeşi olan işverenin hizmet akdine dayalı çalıştırdığı kardeşini Sosyal Güvenlik hakkından mahrum bırakması da hayatın olağan akışına da ters düşeceği gözönünde tutulmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle delilleri toplamadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 17.02.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy