(818 S. K. m. 46, 47)
Dava: Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, bozmaya uyarak, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi ve süresi içinde bulunmadığından temyiz isteminin reddine ilişkin 28/11/1997 günlü kararın yine davalı vekilinin temyizi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi D. Kurtuluş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Kurtuluş tarafından düzenlene raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Mahkemece davalı işverenin süresini geçirdiğinden bahisle Torbalı İş Mahkemesince verilen 23/10/1997 günlü E. 1997/206, K. 1997/591 sayılı kararın temyiz isteminin süresi geçtiğinden bahisle reddine karar verilmişse de, davalının yukarıda sözü edilen İş Mahkemesi kararına karşı 28/10/1997 tarihinde müddeti muhafaza kaydıyla temyiz isteminde bulunduğu ve bu istemin temyiz defterine kaydedildiği bilahare temyiz harcının yatırıldığı anlaşılmakla 25/1/1984 günlü 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gözönünde tutularak Torbalı İş Mahkemesinin 28/11/1997 günlü E. 1997/206, K. 1997/595 sayılı kararının ortadan kaldırılmasına karar verildi ve işin esasını incelenmesine geçildi.
2- Davacının aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazlarını reddi gerekir.
3- Dava bir iş kazası sonucu ölen davacılar miras bırakanın kaybı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazminine ilişkindir. Bu yönüyle, öncelikle Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından olaya ilişkin evrak ve belgelerin incelenip, doğrudan gözönünde bulundurulması gerekirdi. Kurumca, hak sahiplerine gelir bağlanmışsa bu gelir peşin değerinin maddi zarar hesabında gözönünde tutulması davanın hukuksal niteliğinin gereğidir. Ne var ki, gelir bağlanmadığının saptanması halinde bu kere davacılara Kurumu hasım göstermek suretiyle dava açmak veya Kurumca bu yöne ilişkin işlemlerin tamamlanması için mehil vermek gerekir. Ancak bu işlemlerin tamamlanmasından sonra maddi zarar yönünden hesaplama yapılmalıdır. Öte yandan hükme esas alınan hesap raporunda davacı miras bırakanın davalı işveren nezdinde değil, önceki çalışma yerine göre aldığı ücretin gözönünde bulundurulduğu anlaşılmaktadır. Bu yönün dahi gözetilmesi gerekirdi.
Mahkemenin bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklana nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy