(506 S. K. m. 80, 86)
Dava: Davacı, kurum işleminin iptaliyle, isteği bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Asuman Celkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar:
1- Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu'nun temyizde hukuki yararı olmadığından temyiz isteminin reddi gerekir.
2- Davacının temyizine gelince:
Dava, isteği bağlı sigortalılığın iptaline ilişkin kurum işleminin iptali ile, kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir. Davacının 1.1.1984 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olduğu 1987 tarihine kadar primlerini 506 sayılı yasanın 85. maddesinin öngördüğü süre içinde ödediği, 1987 tarihinden sonra ödemediği, 9.4.1992 tarihinde, 1987 tarihinden sonrasına ait ödenmeyen primleri T.C.Ziraat Bankası'ndaki Sosyal Sigortalar Kurumu'na ait hesaba yatırdığı, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık primleri ödenmeyen isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin iptal edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı belirgin olarak Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 85/son maddesidir. Anılan maddede; ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmeyen primler için bu tarihten başlanarak 80. madde hükmüne göre gecikme zammı uygulanacağı hükmü yer almıştır. Maddenin açık anlatımına göre, isteğe bağlı sigortalılar,primlerini süresinde ödememeleri durumunda, ancak gecikme zammı ile sorumlu tutulacakları, sigortalılığın iptali ile ilgili bir yaptırımın söz konusu olmadığı açık-seçiktir. Başka bir anlatımla primlerin ödenmemesi durumunda, sigortalılığın iptal edilemeyeceği, ödenmeyen primler için gecikme zammı uygulanacağı ortadadır. Esasen maddede, açık veya üstü örtülü engelleyici bir hüküm olmadıkça maddenin sigortalılar yararına yorumlanması İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku'nun gereklerinden olduğu da söz götürmez. Öte yandan yasada olmayan bir hükmü idari işlemle tesis ederek davacıyı sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakmaya da yasaca olanak yoktur.
Mahkemece, bu madde ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 3.7.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy