(506 S. K. m.11,12)
Dava: Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi F. Ekizoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar:1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Dava nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, hak sahiplerinin zararı belirlendikten sonra, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için, hüküm tarihine en yakın tarihte yürürlükte bulunan katsayı ile hak sahiplerinin gelirlerindeki artışları saptamak suretiyle tazminattan indirilmek gerektiği açıktır. Öte yandan, hüküm tarihine en yakın tarih olan 1.7.1997 tarihinde 4475 sayılı katsayının yürürlükte olduğu tartışmasızdır. Oysa 1.1.1997 tarihinde yürürlüğe giren 3315 katsayı ile yapılan artışların tazminattan indirildiği ortadadır.
Yapılacak iş; hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan ücretteki artış miktarı nazara alınarak yeniden hak sahiplerinin tazminatını belirlemek ve belirlenen bu zarardan en son katsayı ile hak sahiplerinin gelirlerinde yapılan artışlar indirilmek ve bozma ilamı öncesi hesap raporunda belirlenen ve hükmedilen miktarı geçmemek üzere karar vermekten ibarettir.
2- Diğer taraftan davalı temyizi üzerine maddi tazminat yönünden bozulan kararda hak sahiplerine manevi tazminat miktarları kesinleşmiş olduğundan, bozma ilamı sonrası hükümde bu miktarları aşar şekilde yeniden hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.05.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy