(506 S. K. m. 26)
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B. M. Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece hükme dayanak kılınan hesap raporunda davacı münavebeli işçinin ocak işi çalışmaları dışında %40 oranında kazanç sağlayacağı kabul edilmişse de bu sonuç usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının yeraltı ocak içi münavebeli konumunun da çalışan bir maden işçisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu tür işçiler ise, statüleri gereği belirli tarih veya aylar ocak işinde çalışıp sair süreleri dinlenmek üzere boşta geçirirler. Yeraltı ve ocak koşulları bu tür çalışma düzenini zorunlu kılmakta devamlı ocak içi çalışmanın yaratacağı olumsuz durumlar böylece kısmen de olsa önlenmek istenmektedir. Bu durumda; davalı işletmenin dinlenmek ve temiz havada sağlığını kazanmak üzere izinli saydığı bir işçinin ocak dışı geçen sürelerini normal bir işi gibi çalışarak değerlendirileceğini veya ocak içi çalışma kazancına oranla bir kazanç elde edeceğini kabul etmek bu tür işçiler yönünden kabul edilen ve münavebeli olarak adlandırılan sisteme ters düşer. Ne var ki bu kimselerin belirtilen ocak dışı sürelerini tamamen boşta geçireceğini kabul etmek de yaşam koşulları ve hayatın olağan akışı ile bağdaşmaz. Bu halde münavebeli işçilerin ocak dışı çalışmaları yönünden; fiili çalışma süreleri gözönünde tutularak içinde bulundukları sosyal hayat koşullarına göre, makul ve kabul edilebilir bir süre, asgari ücret üzerinden bir kazanç sağlayabileceğini dikkate almak ve hesap raporunu böylece düzenlemek gerekir.
Mahkemece bu tür bir hesap yöntemi yerine, doğrudan ocak içi çalışmalara göre kabul edilen oran üzerinden sonuca gidilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 11.06.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy