(5521 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesi istenmiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B.M.Ş tarafından düzenlen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Z.S'ye ait işyerinde çalışan davacı M.S'nin 5.3.1992 olay günü işyerinin talimatı ile kullandığı plakasız mobiletle işyerine malzeme almaya giderken, davalılardan Genel Müdürlüğü'ne ait olup diğer davalı R.K'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsle çarpışması sonucunda yüzde 32,2 oranında sürekli işgörmezliğe uğradığı, davalılar ... ene Müdürlüğü ve R.K ile davacı M.S arasında hizmet akdine dayanan bir ilişkinin bulunmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, görevli mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 5521 sayılı yasanın 1. maddesidir. Anılan Maddede; işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya İş kanunu'na dayana her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının İş Mahkemeleri'nde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesi'nin görevli olması için şu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi koşuldur: a) Uyuşmazlığın tarafları işçi ve işveren (ya da işveren vekili) olmalıdır. b) Uyuşmazlık iş sözleşmesinden veya İş Kanunundan kaynaklanmalıdır.
Somut olayda, davacı ile davalı işveren arasında hizmet ilişkisi bulunmaktadır. Başka bir anlatımla davalı, davacı işçinin işvereni değildir. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın iş akdinden veya İş Kanunu'ndan doğmadığı, giderek davada, yukarıda sözü geçen yasanın 1. maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığı açık-seçiktir. Öte yandan, zararlandırıcı olayın iş kazası sayılması, görevli mahkemenin belirlenmesi için yeterli olmayıp, 5521 sayılı yasanın 1. maddesinin öngördüğü koşulları ayrıca olayda gerçekleşmesi gerektiği de söz götürmez.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar vermek gerekirken, yazılı şeklide hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, temyiz edenlerin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.02.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy