(506 S. K. m. 85)
Dava: Davacılar, murisi M.Y.nin davalılardan işverene ait işyerinde 1.6.1991-5.9.1991 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığının ve ölüm aylığı tahsis işleminin geçerli olduğunun ve aylığın kesildiği tarihten itibaren ödenmesine devam olunması gerektiğinin tespiti ile kurum sataşmasının giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Enver Aktaş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, davacıların murisinin 1.6.1991 tarihinden itibaren işyerinde 3 ay kadar çalıştığının ve 5.9.1991 tarihinde öldüğünü, bu tarihler arası sigortalı olduğunun tespiti ve kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir. İşyerinin muhasebe işyeri olduğu, davacı murisinin ise burada ayak işlerine bakmakta olduğu, önceki mesleğinin ise gazete bayi olup, 1972-1991 yılları arası Bağ-Kur sigortalısı olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık işyerinde işe giriş bildirgesine dayanan çalışmanın gerçek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 85/b maddesine göre bir kimsenin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının isteğe bağlı olarak devam edebilmesi için diğer koşulların yanında müracaat tarihinden önce 506 sayılı kanuna göre tescil edilmiş olmak koşuludur. Somut olayda, davacı 1.6.1991 tarihinde SSK'ya tescil edilmiş ise de; 26.6.1997 tarih, 86 sayılı müfettiş raporu ile; işyerinde çalışmadığı işverence beyan edilmiş ve davacı murisin işyerinde çalışmadığı saptanmıştır. Öte yandan, sigorta müfettiş raporları 506 sayılı yasanın 130/2. maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar muteberdir. Bundan başka yargılamada dinlenen tanık beyanları müfettiş raporunun aksini kanıtlar nitelikte bulundukları da söylenemez.
Yapılacak iş, işyerinin niteliği ve davacının mesleği göz önünde tutularak, davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı bordro tanıkları veya aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin kayıtlara geçmiş çalışanları saptanarak, bunların bilgilerine başvurmak ve davacının asıl amacının Bağ-Kur sigortalılığından ayrılıp SSK sigortalısı olmaya yönelik olup olmadığı da değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.10.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy