(1479 S. K. m. 28, 56)
Dava: Davacı, çalışma gücünün 2/3'ünü kaybettiğini, Kurum tarafından kendisine malüllük aylığının bağlanmadığını, maluliyetinin tesbiti ile malüllük aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Dava, nitelikçe çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiğinin tesbiti ile malüllük aylığı bağlanması gerektiğinin saptanması ve Kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 28 ve 56. maddeleridir. Anılan 28. maddeye göre; sigortalıya malüllük sigortasından yardım yapılabilmesi için, malüllüğü gerektirecek hastalık ve arızanın sigortalılığın başladığı tarihte bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, davacının, malüllük sigortasının sağladığı yardımlardan yararlanabilmesi için, malül sayılacak derecede hastalık veya arızanın sigortalı olarak çalıştığı sırada meydana gelmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Öte yandan, malüllük halinin tesbitinde, yukarıda sözü geçen Yasanın 56. maddesinin öngördüğü prosedüre uyulması gerektiği ortadadır. Oysa mahkemece, hastalığın ve arızanın oluş tarihi ile hastalığı belirleyen rapor yönünden açıklanan doğrultuda işlem yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; davacı, Kurumun sağlık kurulunun vermiş olduğu rapora, dava açmak suretiyle itiraz ettiği göz önünde tutularak 1479 sayılı Yasanın 56/5. maddesinde öngörülen prosedür uyarınca Sosyal Sigortalar Kurumu Yüksek Sağlık Kurulundan rapor almak, alınan rapora davacı itiraz ettiğinde Tıp Fakülteleri Konseyinden giderek Adli Tıp Meclisinden itirazın değerlendirilmesini sağlamak ve özellikle, itirazın değerlendirilmesi sonucu verilecek raporda; hastalığın oluştuğu tarihi hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.11.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy