(3201 S. K. m. 3, 4)
Dava: Davacı, davalı kurumun elinde kalan 2730 Amerikan Dolarının 08.07.1997 tarihinden itibaren dövize uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak kendisine verilmesine, ya da fiili ödeme günü T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk parası olarak ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, nitelikçe, 3201 sayılı Yasa gereğince yapılan borçlanmanın geçersiz sayılması nedeniyle; ödemiş olduğu 2730 Amerikan Dolarının ayrı olmadığı takdirde fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk parası olara ödenmesi istemine ilişkindir. Davacının 14.01.1991 tarihinde Yurtdışına geçen sürelerini 2730 Amerikan Doları karşılığında borçlandığı borçlanmanın 3201 sayılı Yasanın 3. maddesinde öngörülen koşullara uygun olarak yapılmaması nedeniyle iptal edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, yukarıda sözü geçen Yasanın 4. maddesi gereğince her bir günü bir dolar üzerinden yapılan borçlanmanın iptali halinde yapılacak ödemenin hangi tarihteki kur üzerinden Türk parası olarak mı yoksa dolar olarak mı yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, 3201 sayılı Yasanın 4. maddesine göre sosyal güvenlik kuruluşlarınca döviz ile değerlendirilecek sürelerin her bir günü için tahakkuk ettirilecek prim bir dolardır. Madde, sözcüklerinden açıkça anlaşıldığına göre, davalı Kurumun veznesine borçlanma tutarı prim dolar olarak girmemekte Türk parası olarak girmektedir. Başka bir anlatımla, Sosyal Sigortalar Kurumunun her bir gün için bir dolar üzerinden sigortalının ödeyeceği prim dolar üzerinden hesaplanmakta sigortalıda borçlanma karşılığı ödeyeceği doları devlet bankasında Türk lirasına çevirdikten sonra Kuruma ödemektedir.
Hal böyle olunca geri ödemenin Türk parasının Kurum veznesine girdiği tarihteki Kurun esas alınarak yapılması gerektiği açıktır. Dairemizin yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 22.04.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy