(506 S. K. m. 130) (818 S. K. m. 41, 47)
Dava: Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B. M. Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Zararlandırıcı sigorta olayna maruz kalan işçinin olay günü arızalı sokak lambasını ve armatürlerini değiştirmek için görevlendirildiği, işçinin anılan görevini yaptıktan sonra, trafonun onarım ve bakımını yaptığı sırada zararlandırıcı sigorta olayına uğradığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Oysa, hükme dayanak alınan kusur raporunda; bilirkişiler davacı miras bırakanının, trafonun bakım ve onarımı için görevlendirildiğini kabul edilerek kusurun aidiyet ve oranları belirtmişlerdir. Öte yandan 29.11.1994 tarih, 130 Sayılı İş Müfettiş Raporu'nda da sigortalının trafonun bakım ve onarımı için görevlendirilmediği nazara alınarak, usurun aidiyeti ve oranları saptanmıştır. Hal böyle olunca, olayın oluşu ile ilgili maddi olguların tespiti yönünden açık çelişki olduğu ve bu çelişkinin kusurunun aidiyeti ve oranlarını doğrudan etkilediği ise söz götürmez.
Yapılacak iş; zararlandırıcı sigorat olayının oluşu ile ilgili tüm bilgi ve belgeler hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde toplanmak ve özellikle, davacı miras bırakanın, olay günü işveren tarafından trafonun bakım ve onarımı ile ilgili olarak görevlendirilip görevlendirilmediği saptanmak ve bu saptamadan sonra yeniden uzman bilirkişiler aracılığı ile kusurun aidiyeti ve oranları mevcut raporlar arasındaki aykırılıkta giderilmek suretiyle belirlenmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.9.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy