(506 S. K. m. 32)
Dava: Davacı, tedavi gideri olan 2.000 doların SSK dışındaki davalılardan 10.000 doların da tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Mahkemece, davacı ABD'de faaliyet gösteren hastahane yararına: Kurum emeklisine yapılan sağlık yardımları nedeniyle 10.000 ABD Doları'nın davalı kurumdan alınmasına karar verilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın "Hastalık Sigortası" kurallarında; kurum emeklilerinin yurtdışında tedavilerini yaptırmaları ve sağlık yardımlarından yararlanmaları yönünde bir hüküm yer almamıştır. Ancak, aktif sigortalıların, belli yasal koşulları yerine getirmeleri koşuluyla yurtdışında tedavileri ve buna bağlı sağlık yardımlarından istifadeleri mümkün bulunmatadır. 506 sayılı yasanın 32. maddesi bu yönden açık düzenleme getirmiştir.
Ne var ki; emekli sigortalıların, yurtdışına çıkmalarını yasaklamak veya devımla yurtiçinde ikâmetlerini zorunlu kılmak yolunda bir uygulamaya da geçerlik tanımak bir hukuk devletinde mümkün değildir. Bunun sonucu yurt dışında rahatsızlanan emeklilere sağlık yardımlarından yararlanma hakkı tanımamak, sosyal güvenlik temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Nitekim, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'de 57. maddesinde, ani ve acil hastalık sonucu, kurum sağlık tesisleri dışında yapılan sağlık giderlerinin kurum sağlık kuruluşlarında uygulanan tarifeler üzerinden ilgiliye ödeneceğini hükme bağlamıştır. Ani ve acil hastalanma yeri ise yurtiçi olarak sınırlandırılmamıştır. Şu duruma göre, yurtdışında meydana gelen durumlar için dhi bu kural uygulanmalıdır.
Dava konusu olayda, kurum emeklisinin, yurtdışında rahatsızlanması sonucu, davacı hastahanede 18 gün yattığı ve sonuçta hayatını kaybettiği dikkate alındığında, kurum adına, bu tedaviyi yapan sağlık kuruluşuna, yönetmeliğin öngördüğü ödemelerin yapılması gereklidir. Ancak bu ödemelerin Türk parası karşılığı ve kurum sağlık tesisleri ücret tarifelerine göre hesaplanması zorunludur. Mahkemenin, ilke olarak soruna yaklaşması doğrudur. Ancak yöntem olarak hükme esas alınan rapor, yeterli değildir. Bilirkişi raporunun; yapılan tedavinin süre, nitelik ve kapsamı göz önünde tutularak ve kalem kalem gösterilmek koşuluyla kurum tarifelerine göre Türk parası olarak sonuca ulaşması gerekirken global bir biçimde hesaplama ve buna bağlı, dolar üzerinden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.11.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy