(818 S. K. m. 125)
Dava: Davacılar murisinin işkazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Filiz Ekizoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı idarenin sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, işkazası sonucu ölen işçinin mirasçılarının uğramış olduğu maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Olay günü, 3.kişi durumunda olan A. D. yönetimindeki 25 DD 1.. plaka sayılı minibüs ile davalı idareye ait sürücü M. Ö. yönetimindeki 25 AN 6.. plaka sayılı kamyonetin çarpışması sonucu davacıların murisinin öldüğü, minibüs şoförü A. D.'ın 5/8 oranında davalı idareye ait 25.AH 6.. plakalı kamyonet sürücüsü sigortalı M. Ö.'in 3/8 oranında kusurlu olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık olayın oluşunda 5/8 oranında üçüncü kişinin, 3/8 oranında sigortalının kusurlu bulunması durumunda istihdam eden sıfatı ile davalı İdarenin tazminattan sorumlu tutulup, tutulmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, 27.3.1957 gün, 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere istihdam edenin sorumluluğu için kendisinin veya çalıştırdığı kişinin kusuru koşul değildir. Buradaki sorumluluk "özen ve gözetim ödevinin" objektif olarak yerine getirilmemesinden kaynaklanan " kusura" dayanmayan bir sorumluluktur. Zararın hizmet sırasında çalıştırılanın eylemi sonucunda meydana gelmesi yeterlidir. Başka bir anlatımla kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp, eylemle zarar arasındaki uygun neden-sonuç bağının işçinin ya da üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olması da zorunludur.
Zararlandırıcı olayda 5/8 oranında üçüncü kişi durumunda olan A. D.'ın, 3/8 oranında M. Ö.'in kusurlu olduğu açık-seçiktir. Hal böyle olunca, zararlandırıcı olay üçüncü kişinin ve çalıştırılanın kusurlu davranışları sonucu oluştuğuna göre, nedensellik bağının kesildiği, giderek yukarıda sözü geçen İçtihadı Birleştirme Kararına dayanılarak istihdam eden davalı idarenin sorumluluğuna gidilemiyeceği ortadadır.
3-Kabule göre de, zararlandırıcı sigorta olayının 9.4.1985 tarihinde meydana geldiği ek davanın ise 15.10.1998 tarihinde açıldığı açıktır. Öte yandan yöntemince zamanaşımı def'inde de bulunduğu ortadadır. Borçlar Kanununun 125. maddesi gereğince ek dava yönünden zamanaşımının da dolduğu tartışmasızdır.
Bundan başka hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerinin de Sosyal Sigortalar Kurumundan sorulmak sureti ile belirlenen tazminattan indirilmediği de açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle, anılan İçtihadı Birleştirme Kararına yanlış anlak verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Karayollarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2000 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)