(506 S. K. m. 63, 78, 73)
Dava: Davacı, 20.3.1997 tarihi itibarıyla emekli maaşının kesilmesi ve fuzuli ödendiğinden bahisle maaşların geri alınmasına dair kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı temyizine gelince;
Davacı Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan 13.12.1995 tarihinde emekli olduğunu 20.3.1997-24.8.1997 tarihleri arasında sigortalı olarak çalışmaya başladığından bahisle kurum tarafından 20.3.1997 tarihi itibarıyla emekli maaşının kesildiğini ve fuzuli ödenen maaşların ödenmesini isteyen kurum işleminin iptalini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç dosya içeriğine usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davacının emekli olduktan sonra 5.5.1997 tarihinde Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi çalışmaya başladığını Muğla Sigorta Müdürlüğü'ne bildirmiştir. 20.3.1997-24.8.1997 tarihleri arasındaki çalışmaları ile ilgili 11.4.1997 gün ve 08785 varide ile işe giriş bildirgesi verilmiş ve primlerin ödendiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Sorunun çözümü yönünde, öncelikle, 506 sayılı yasa kapsamında yaşlılık aylğı alan sigortalıların yeniden çalışmaları durumunda uygulanacak 63. maddenin kapsam ve geçirdiği evrelerin belirlenmesinde yarar olacaktır. Gerçekten, 506 sayılı yasa sistemi, 29.4.1986 sayılı yasa ile değiştirilen 63. mddenin getirdiği düzenlemeden önce, kurumdan yaşlılık aylığına hak kazanan ve aylık almakta olanları, aylıkların kesilmeden çalışmalarına imkân tanınmamaktaydı. Kısaca, kurumdan yaşlılık aylığı alanlar ya aylıklarını veya çalışmayı tercih edecekler, iki durumu bir arada sürdüremeyeceklerdi. Ne var ki, bu durum, T.C. Emekli Sandığı iştirakçileri ve Bağ-Kur sigortalıları açısından, 506 sayılı yasa kapsamında buluşanlar aleyhine haksız bir uygulama ortaya çıkarmış, aynı urumda bulunan, T.C. Emekli Sadığı iştirakçisi ile Bağ-Kur sigortalısı, hem yaşlılık aylıklarını alıp, hem de bu aylıklar keslmeden çalışma imkânına sahipken 506 sayılı yasa kapsamında olanlar bu imkândan yoksun kılınmışlardı. İşte yasa koyucu bu eşitsizliği gidermek amacıyla, yukarıda sözü edilen yasa değişikliğini kabul etmiş ve 63. maddeyi yeiden düzenleyerek 506 sayılı yasaya göre yaşlılık aylığı alanlara, aylıkların kesilmeden çalışma imkânı sağlamıştır. (TBMM 17. dönem çalışmaları S. Sayısı 432. S. 17).
Yeni düzenlemeye göre; yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaya başlamak istemeleri durumunda, kendilerine alternatifli bir sistem getirilmiştir. Yaşlılık aylığı alan; bu sistemlerden birini tercih ederek çalışmasını sürdürebilecektir. Sözü edilen 63. maddenin (A) bendinde gösterilen birinci sistemde, yeniden çalışmaya başlayan sgortalı yaşlılık aylığını kestirecek ve normal sigortalı gibi çalışmasını sürdürecektir. Bu durumda kendisinden 78. maddede belirtilen kazançlar toplamından 73. maddeye göre prim kesilecek ve sonuçta sigortalı, çalışmasını sona erdirdiğinde, kesilen prim ve çalışma süresi göz önünde tutularak kendisine son durumuna göre yaşılık aylığı bağlanabilecektir. Böylece sigortalı, kendisine önceden bağlanan yaşlılık aylığının gösterge ve oranını arttırma imkânına sahip kılınmış, önceden mümkün olmayan bir hakka kavuşmuştur. Sözü edilen maddenin (B) bendinde belirlenen ikinci durumda ise yaşlılık aylığı almakta olan kişi yeniden çalışmaya başladığında; aylığını almaya devam edecek Sosyal Güvenlik Destek primi adı altında %6 yaşlılık aylığı alandan %18'i işverenden alınmak koşuluyla toplam %24 oranında bir katkı payı ödeyecektir. Görüldğü üzere; yaşlılık aylığı alan kişiye yasa bir tercih hakkı getirmiştir. Hangi sistemi, tercih edeceğini aylık sahibi kendisi belirleyecek ve durumunu ortaya koyacaktır. Kişi, açıkça iradesini ortaya koymadan aylığı kesilmeyecektir. Esasen yasal koşulların gerçekleşmesi sonucu yaşlılık sigortası kolundan aylığa hak kazanan kişinin aylığını keserek ortada bırakmak hem Sosyal Güvenlik ilkesine hem de onun alt yapısını oluşturan Sosyal Sigorta sistemine aykırı olur ve kişiye sağlanan yasal imkânını da işlemez hale getirir.
Dava konusu olayda dvacı yaşlılık aylığının kesilmesi yönünden kuruma yazılı başvuruda bulunmamıştır. Yaşlılık aylığı almaya devam ettiği bir dönemde 15'er günden bir aylık süre sigortalı bir işte çalışmış ve bu çalışması karşılığı prim tahakkuk ettirilmiştir. Davacı, %24 oranında sosyal güvenlik destek primi ödeyeceği yerde bu miktarın çok üzerinde 73. maddeye göre prim ödemiştir. ahası, mahkemece davacıya "sosyal güvenlk destek primi adı altında" ikinci kez prim ödettirilmiştir. Yine olayda kaçak işçi çalıştırmak ve prim kaybına yol açmak gibi bir durumda söz konusu değilken sırf yazılı başvuru bulunmadığı gerekçesi ile dvacının yaşlılık aylığının keslmesi ve aylarca aylıktan yoksun bırakılması yasaya ve adalete uygun düşmez. Kaldı ki, davacının imzasını taşıyan 11.4.1997 tarihli 080785 sayılı "tekrar işe giriş bildirgesi" başlıklı bildirgede sigorta sicil numarası yerine emekli tahsis numarasının kuruma bildirilmiş olması 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 63. maddesinin B bendinde aranan yazılı başvuruya ilişkin davacının bir irade bildirimi olarak kabul edilmesi gerektirir. Kurumun böyle bir durumda yapacağı işlem, iştirakçilerinin Anayasal Sosyal Güvenlik haklarını hatırlatma ve onları bilgilendirme görevini ifa ederek iştirakçisini 63. madde yönünden tercihini belirlemesi için uyarmak veya ödenen primlerden %24 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi karşılığını bloke ederek fazlasına iade etmekten ibaret olmalıydı. Bunun aksine bir uygulama hem Anayasal Sosyal Güvenlik ilkesinin özüne hem de anılan 63. maddenin getirilmiş amacına ters düşer. O nedenle kurumun, yaşlılık aylıklarını kesmesi ve ödenen aylıkları geri isteme kararı alması yasaya aykırıdır.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.2.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy