(506 S. K. m. 80, 85)
Dava: Davacı, 24.9.1993 tarihinde vefat eden eşi Mehmet Sarıçil'den ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davacının miras bırakanı 20.6.1991 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna isteğe bağlı sigortalı olmak için başvurduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davacı miras bırakanı Mehmet'in kuruma başvurduktan sonra isteğe bağlı sigorta ile ilgili iş ve işlemlerin kimin tarafından yapılacağı ve giderek anılan iş ve işlemlerin yapılmaması durumunda kimin sorumlu olacağına yöneliktir.
Gerçekten davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 85. maddesine göre bir kimsenin isteğe bağlı sigortalı olması için a) Bir yazı ile kuruma başvurmak b) Müracaat tarihinden önce 506 sayılı yasaya göre tescil edilmiş olmak c) Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmamak ve buralardan aylık bağlanmamış olmak d) Her yıl için 360 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şarttır.
Somut olayda (d) bendi hariç 85. maddenin öngördüğü koşulları davacı miras bırakanının sahip olduğu açıktır. 85. maddenin (d) bendinde öngörülen koşulların yerine getirilmemesine davacı miras bırakanının neden olmadığı davalı kurumun eyleminden kaynaklandığı ortadadır. Zira davalı kurum Anayasadan kaynaklanan sosyal güvenlik ödevinin zorunlu sonucu olan uyarma görevini yerine getirmediği açıktır. Öte yandan hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz, giderek kendi kusurlu davranışlarının sonuçlarını sigortalıya yükletilmesi hak ve nesafet kuralları ile bağdaşmadığı tartışmasızdır. Esasen 85. maddenin son fıkrası gereğince primlerin ödenmemesi durumunda 80. maddede öngörülen gecikme zammı ile birlikte primlerin tahsil edileceği de açık seçiktir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy