(506 S. K. m. 60) (818 S. K. m. 63)
Davacı, 15.05.1990 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığının ve kuruma borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, Recep oğlu 1946 doğumlu, B.... köyü nüfusuna kayıtlı sigortalı Halil'in, T.... köyü nüfusuna kayıtlı, Recep oğlu 1946 doğumlu Halil'le sigorta kayıtlarının karışması ve davacının kendisine ait olmayan 222 günlük süreden yararlanmak suretiyle 1990 yılından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, Kurum'un bu durumu fark etmesi üzerine, 1997 yılında yaşlılık aylığını kestiği gibi bu tarihe kadar yapılan ödemeleri de geri istendiğini ileri sürerek Kurum işleminin iptaline, aylığın tekrar bağlanması yolundaki istemi mahkemece kabul edilmişse de bu sonuç, bir bölümü ile doğru, bir bölümü itibariyle usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, davacının 1990 yılında, kuruma yaptığı başvuru ile yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu ve kurumun yaptığı inceleme sonucu aylığı bağlandığı tartışmasızdır. Ne var ki, davacı dışındaki diğer Halil'in 1996 yılında Almanya'dan dönüşü ve yaşlılık aylığı talebi ile Kurum, maddi yanılgıyı fark etmiş, ve davacının kendisine ait olmayan 222 günlük prim ödeme gün sayısından yararlanmak suretiyle yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmıştır. Bir sigortalının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları 506 sayılı Yasanın 60. maddesinde seçenekli biçimde gösterilmiştir. Davacı Halil, yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu 1990 yılında bu seçeneklerden hiç birine girecek biçimde gerekli Yasal koşullara sahip bulunmamaktadır. Yasal koşulları taşımayan bir sigortalıya ise, yaşlılık aylığı bağlanması mümkün değildir. Kurumun her ne kadar, maddi yanılgısı var ise de, bu durum, davacı için kazanılmış hak oluşturmaz. Kamu hukuku dışından kazanılmış hak, hakların doğduğu tarihte, yürürlükte bulunan, yasal sisteme uygun olarak doğan haklar için söz konusu olabilir. Bu nedenledir ki, 1990 yılında yasal koşulların gerçekleşmemesi nedeniyle, henüz hak edilemeyen yaşlılık aylığının kesilmesi kararı doğru, mahkemenin aksine kabulü ise temel hukuk ilkelerine aykırıdır.
Buna karşın; kurumun, kendi hatasına dayalı olarak, bağladığı ve ödediği aylıkları toptan geri istemesi de; geçimin ancak, bağlanan aylıklarla sağlamaya çalışan bir sigortalı açısından kabul edilemez. Aksine bir düşünce; sigortalıyı, aylık almaya başladığı durumundan çok kötü mali kriz içine sokar, yaşamını alt üst edebilir. Bu nedenle, ödenen aylıkların toptan geri alınmamasına ilişkin mahkeme kararı BK. 63. maddesine uygun olmakla yerindedir.
Belirtilen nedenle; kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına ilişkin mahkeme kararı bozulmalı, diğer yönden onanmalıdır.
O halde, davalının aylıkların yeniden bağlanmasına ilişkin istemi kabul edilmeli, diğer istemi reddedilmelidir.
Sonuç: Mahkeme kararının ödenen aylıkların geri alınmamasına ilişkin bölümün ONANMASINA yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasın) kabul eden bölümün ise BOZULMASINA, 24.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy