(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, prim borcu ve gecikme zammının iptaline davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 2.5.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflar adına kimse gelmedi. Duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tespit edildi.
Karar: Mahkemece her ne kadar, ileride yapılacak tespite göre işveren istemini reddetmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, dava yasal dayanağını 506 sayılı Yasanın 79/5. maddesinden almaktadır. Anılan maddeye göre, fiilen ve kayden çalıştığı Kurum yetkililerince çalıştığı saptanan sigortalıların, Kuruma verilmesi gereken belgelerin bir aylık süre içerisinde verilmemesi ve noksan verilmesi halinde, belgeler Kurumca düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca saptanacak işverene tebliğ edilir.
Dava konusu olayda, işveren yapılan bu tebliğ üzerine Kurum ilgili ünitesine itiraz etmiş ve itirazın reddi sonucu, konu Yargıya intikal ettirilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere, davacı işyerinde; Çalışma Bakanlığı İş Müfettişince; 25.11.1996 günlü 60-62 sayılı rapor ve ekleri tutanaklar düzenlenmiş ayrıca; Sosyal Sigortalar Müfettişleri, 31.1.1997, 11.7.1997 ve 24.9.1997 günlü tutanaklarla; işyerinde, fiilen ve kayden Kuruma bildirilmeyen sigortalılıkları saptamışlardır. Kurum bu saptamalara göre sözü edilen madde prosedürünü işletmiştir. İşveren, prim borçlarına itiraz ettiğine göre; uyuşmazlığın niteliği göz önünde tutularak, 506 sayılı Yasanın 130. madde içeriğini de göz önünde tutmak suretiyle, yapılan bu tespitlerle ilgili, tutanak mümzilerini dinlemek, gereğinde fiilen çalıştığı saptanan sigortalıların bilgisine başvurmak ve tarafların göstereceği deliller değerlendirilerek sonuca gitmekten ibarettir. Mahkemenin aksi görüşle, hatalı bilirkişi raporuna dayalı istemi reddetmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 02.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy