(3201 S. K. m. 1, 3, 6, 9)
Dava: Davacı, 3201 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanmanın geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacının 3201 sayılı Yasa koşullarından yararlanarak borçlanmasının kabulü ile kısmi aylığının tam aylığa çevrilmesine karar verilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, 3201 sayılı Yasa; Yasanın başlığı ve 1. maddesinde de açıkça anlaşılacağı üzere; Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının; bu ülkelerdeki çalışmalarının sosyal güvenlikleri yönünden değerlendirilmeleri için bir düzenleme getirmiştir.
Yasadan yararlanabilmek için, ön koşul, Türk vatandaşı olmak zorunluluğudur. Öyle ki, bu koşulun salt çalışma süresinde değil, çalışmalara son verilip, yurda dönülürken dahi kaybolmaması gerekir. Yasa, bu zorunluluğu; 3. ve 6. maddelerinde açıkça hükme bağlamış, ancak, yurda kesin dönüş yapanların borçlanabileceğini öngörmüştür. Dava konusu olayda; davacının 1995 yılında; Bakanlar Kurulu Kararıyla Türk Vatandaşlığından çıkarıldığı ve Almanya uyruğuna geçtiği görülmektedir. Salt, Yurt dışında bulunan ve yurda kesin dönüş yapmaları halinde borçlanmak suretiyle, Sosyal Güvenlikleri yönünden Türk vatandaşlarına getirilen bu sistemden bir Alman vatandaşının yararlanması mümkün değildir.
Öte yandan, dava konusu olayda Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümleri yönünden de bir aykırılık söz konusu değildir. Sözleşme hükümleri, davacı yönünden uygulanmış ve davacı, Almanya'da geçirmiş olduğu süreleri sanki Türkiye'de geçmiş gibi kendisine kısmi aylık bağlanmıştır. Borçlanma Yasası yukarıda gösterildiği gibi, kendisine özgü bir yasadır. Borçlanma ile Türk Sigorta Sistemine aykırı bir yöntemle, Türk vatandaşlarına; Türkiye'de çalışılmanın ve Türk Sigortasına prim ödenilmemiş sürelerin atıfet olarak değerlendirilmesi imkanı tanınmıştır. Borçlanmada, sözleşmeden doğan bir hak söz konusu olmadığı gibi, bu tür bir hakkın da ortadan kaldırılması durumu yoktur. Sözleşme, açıkça, akit devletlerden birinde oturan vatandaşların, aksine hüküm yoksa mevzuatı uygulanan akit devletin vatandaşları ile eşit sayılacağını hükme bağlamıştır. Davacı Alman vatandaşı olduğuna ve Almanya'da oturduğuna göre, Alman mevzuatından yararlanmaktadır. Ayrıca, Türkiye'de geçen hizmetleri de geçerli kabul edilmiş ve kendisine Türk Sigorta Makamınca da aylık bağlanmıştır. Şu duruma göre Almanya'da oturan bir alman vatandaşı nasıl ki, 3201 sayılı Yasadan yararlanmak için Türk Sigorta Makamına başvurma hakkına sahip değilse, davacı da artık böyle bir haktan yararlanamaz.
Mahkemenin aksine bir kabulle sonuca gitmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy