(233 S. KHK m.15,3) (1086 S. K. m.39,59)
Dava: Davacılar, murisini iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B. Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki kara tespit edildi.
Karar: Davalı yöntemince yetki ve husumet itirazında bulunmuş, husumetin Bingöl E.D.M.M. yönelinmesi gerektiğini savunmuştur.
Gerçekten 233 sayılı K.H.K'nin 15. vd. hükümlerine göre sermayesinin tamamı devlete ait teşebbüsler işletmelerini müessese olarak teşkilatlandırabilirler. Bu kuruluşlar statülerin ticaret sicillerine kayıt ve ilanı ile tüzel kişiliğe sahip olduktan başka 233 sayılı K.H.K'nin saklı tuttuğu hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabidir. Sorumlulukları sermaye ile sınırlı olup organları yönetim komitesi ve müessese müdüründen oluşur. Bu organlar teşebbüsçe tespit edilen esaslara göre müesseseyi yönetir. Komitenin aldığı kararları ise müessese müdürü yerine getirir ve müesseseyi temsil eder.
Dava konusu olayda davalı TEDAŞ A.Ş'nin 15 Eylül 1993 günlü 21699 Sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla 233 Sayılı K.H.K'nin 3. maddesine göre TEK Kurumundan ayrılarak 2 ayrı İktisadi Devlet Kuruluşu olarak kurulduğu, ayrıca 26 Ocak 1994 günlü 21830 Sayılı Resmi gazetede yayınlanan ana statüsü ile organlarını görev alanının belirlendiği 4 Mayıs 1994 gününde tescilinin yönetimince yapılıp ilan edildiği görülmüştür.
Öte yandan bir İktisadi Devlet Kuruluşu olan davalı TEDAŞ'ın yöntemince müessesleri oluşturduğu ve dava konusu olayda iş kazasına uğradığını iddia eden işçinin mensubu olduğu müessesin 13/7/1994 tarihinde Bingöl ilinde kuruluşunun tescil edildiği ve ilanının yapıldığı anlaşılmaktadır.
Müesseseler yukarıda belirlendiği üzere bağımsız hareket edebilen sermayeleri bulunan yetkili organları gösterilen tüzel kişilerdir. Bu tüzel kişilerin faaliyet alanlarındaki olaylar nedeniyle açılacak davalarda yasal hasım gösterilmeleri zorunludur. Bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken işin esasına girilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, ve bozma içeriğine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına temyiz harcını istek halinde temyiz edenlerden davalıya iadesine 11/7/2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy