(3201 S. K. m. 4)
Davacı yurtdışı borçlanmasının günlük 2 dolar üzerinden yapılması gerektiğinin ve 23.07.1999 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, nitelikçe sosyal güvenlik kuruluşlarınca döviz ile değerlendirilecek sürelerin her bir günü için 2 dolardan hesaplanması gerektiğinin tespiti ile kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir. Davacının 03.11.1975 ila 31.05.1989 tarihleri arasında Bulgaristan'da 13 yıl çalıştığı günlük 2,5 dolar üzerinden borçlanmak suretiyle yurtdışı hizmetlerinin yurtiçi hizmetleri ile birleştirilmesine Bursa Birinci İş Mahkemesinin 05.02.1998 gün, 1997/529 Esas 1998/22 Karar sayılı ilamı ile karar verildiği ve kararın kesinleştiği, kararın kurumca infaz edilmesinden önce Bakanlar Kurulu Kararı ile bir günlük borçlanma tutarının 2,5 dolardan 2 dolara indirildiği, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, bir gün 2,5 dolar üzerinden borçlanmasına ilişkin kesinleşen karara rağmen, bir günlük borçlanma tutarını 2 dolara indiren 16.03.1998 gün, 98/10999 sayılı Bakanlar Kurulu Kararından davacının yararlanıp yararlanmayacağı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle, davanın yasal dayanağı belirgin olarak 3201 sayılı Yasanın 4. maddesidir. Anılan maddede; sosyal güvenlik kuruluşlarınca döviz ile değerlendirilecek sürelerin her bir günü için tahakkuk ettirilecek prim, kesenek ve karşılık borcu tutarı 1 dolardır. Dövizin cinsi ve miktarı Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilebilir. Değişen miktar, tahakkuk ettirilmiş borçlarının tamamını ödememiş olanların bakiye borç sürelerinde uygulanır, hükmü öngörülmüştür. Maddeden açıkça anlaşıldığı üzere; Bakanlar Kurulu Kararı ile değişen miktarın, tahakkuk ettirilmiş borçların tamamını ödememiş olanların bakiye borç sürelerine uygulanacağı açık-seçiktir. Başka bir anlatımla, tahakkuk ettirilen borçlanmasına ilişkin kesinleşen ilamın gereğini yerine getirmediği giderek tahakkuk ettirilmiş borcun tamamını kuruma ödemediği dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy