(1479 S. K. m. 24/II-c) (2926 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, davalı kurum işleminin iptaliyle, 1479 sayılı Yasaya göre sigortalı sayılmasının mümkün olmadığının ve prim ödemesi gerekmediğinin tespitiyle, yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyizine gelince;
Davacı vekili, müvekkilinin zorunlu Bağ-kur sigortalısı olmadığının tespiti ile, 2926 sayılı Tarım Sigorta Kanunu gereğince bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesini öngören kurum işleminin iptali ile sataşmanın giderilmesini talep etmiştir.
Davacının tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak çalıştığı ve yasanın öngördüğü koşullara sahip olması nedeni ile anılan kurumca yaşlılık aylığı bağlandığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, 2926 sayılı Yasa gereğince yaşlılık aylığı almakta iken, zorunlu Bağ-Kur'luluğu gerektiren bir işte çalışması nedeniyle zorunlu Bağ-kur sigortalısı olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Bu yönü ile davanın yasal dayanağını 2926 sayılı Kanunun 20. ve 1479 sayılı Kanunun 24/II-c maddeleri teşkil etmektedir. 2926 sayılı Kanunun 20. maddesi gereği; yaşlılık aylığı almakta iken, bu kanun kapsamında çalışanlar hariç, diğer Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren kesilir. 1479 sayılı Kanunun 24/II-c bendine göre de; Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya kesenek ödeyenlerle, bu tür kuruluşlardan malullük veya yaşlılık aylığı ile daimi tam iş göremezlik geliri almakta olanlar, sigortalı sayılmazlar.
Görüldüğü üzere 2926 sayılı Yasanın 20. maddesi gereği bir başka sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başlaması ile sigortalının yaşlılık aylığının kesilmesi doğrudur. Ancak, bir başka kuruma tabi çalışması yeterli olmayıp anılan kuruluşa primde ödemesi gerekmektedir. O halde sigortalının yaşlılık aylığının kesilmesi, bir başka sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışmaya başlaması ile değil, o sosyal güvenlik kurumuna prim ve kesenek ödemesi durumunda söz konusu olacaktır.
Somut olayda davacı Tarım Bağ-kur sigortalısı olarak yaşlılık aylığı almakta iken, 1479 sayılı Kanuna tabi olarak çalışmaya başlamış ise de, anılan Yasanın 24/II-c maddesi gereği zorunlu Bağ-kur sigortalısı olmasına olanak olmadığı, 1479 sayılı Yasaya tabi olarak prim ödemesi mümkün olmadığından yaşlılık aylığının da kesilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 5.7.2000 gün E:2000/21-1091, K:2000/1102 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 16.10.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı oy yazısı:
Dava konusu uyuşmazlık, 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu hükümlerince kendisine yaşlılık aylığı bağlanan bir kimsenin sonradan çalışmaya başlaması halinde yaşlılık aylığının kesilip, kesilmeyeceğine ilişkindir. Mahkeme, sözü edilen Yasanın 20. maddesi hükmüne dayalı, aylığın kesilmesi gerektiği sonucuna ulaşırken, Sayın çoğunluk, eylemli çalışmanın değil aynı zamanda Bağ-kur kapsamında prim ödenme koşulunu öngörmüş ve buna dayalı aylığın kesilmemesi esasını kabul etmiştir. Ancak, aşağıda açıklanan nedenlerle bu görüşe katılmak mümkün bulunmamaktadır.
I- 1479 Sayılı Yasanın 24/II (c) Bendinin Olayda Uygulanma Yeri Bulunmamaktadır.
Sayın Çoğunluk 2926 sayılı Tarım-Bağ-Kur Yasası hükümleri gereğince yaşlılık aylığı alanların Bağ-Kura tabi bir işte çalışmaya başlamaları halinde 1479 Sayılı Bağ-Kur Yasasının Bağ-Kur kapsamında sigortalı sayılmayanlarla ilgili, 24/II (c) bendine dayalı olarak aylığının kesilmemesi sonucuna ulaşmıştır.
Oysa sorun, bir kimsenin Bağ-Kur kapsamında sigortalı sayılıp sayılmaması değil, Tarım Bağ-Kur Yasasından yararlanıp yaşlılık aylığı alan bir kimsenin aylığının kesilip kesilmemesi sorunudur. Birinci halde, sorun, Bağ-Kur sigortalılık kapsamına ilişkin bir konu olarak, ikinci durumda ise; Tarımsal alanda sigortalılık sürecini tamamlamış, emekli statüsünü kazanmış, Yasanın öngördüğü sosyal güvenliğe kavuşmuş kimsenin yeniden çalışması halinde uygulanacak medeni yaptırımın nitelik ve kapsamı ile ilgili ortaya çıkmaktadır. 1479 sayılı Bağ-Kur Yasasının sigortalılık koşulları yukarıda sözü edilen 24. maddesinde düzenlenmiş, kimlerin sigortalı sayılacakları veya sayılmayacakları, başka bir anlatımla 1479 sayılı Yasanın kapsamına giren kişilerle sigortalılık koşulları bu maddede gösterilmiştir.
Buna karşın, 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Yasasının uygulanması sonucu, yaşlılık aylığına hak kazananların yeniden çalışmaya başlamaları durumunda haklarında uygulanacak kurallar, uygulanma koşulları ise, sözü edilen Yasanın 20. maddesinde düzenlenmiştir.
Uyuşmazlık, doğrudan 2926 sayılı Yasanın yaşlılık aylığı bir mensubunun yeniden çalışması ve bu halde, hakkındaki yaptırıma ilişkin olduğuna ve konular arasında, ilişki bulunmadığına göre; uyuşmazlığın Bağ-Kur sigortalılık koşullarına göre çözümlenmesi mümkün değildir ve 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinin uyuşmazlıkta uygulanma yeri yoktur.
II- 2926 Sayılı Yasanın 20. Maddesi Bir Yaptırım Maddesidir Ve Yasa Uygulanma Koşullarını Doğrudan Göstermiştir.
Gerçekten; Ülkemizde çalışanlar çalışma koşul ve niteliklerine göre değişik sosyal güvenlik Yasa kapsamlarına alınmış ve her Yasa kendi koşullarına göre yaşlılık hakkını elde etmiş mensuplarının sonradan çalışmaya başlamaları durumunda tabi olacakları rejimi bizzat göstermiştir.
Örneğin; 506 sayılı Yasa sisteminde yaşlılık aylığı alanların aynı Yasa kapsamında yeniden çalışmaya başlamaları halinde, yaşlılık aylıklarının kesilmemesi için %25 oranında S.G.D primİ ödeme zorunluluğu kabul edilmiş, bu sisteme paralel olarak 1479 sayılı Yasa da, %10 oranında S.G.D. prim ödemesini öngörmüştür.
Buna karşın 2926 Sayılı Bağ-Kur Yasası bu durumda çalışanlar için herhangi bir prim ödenmesini kabul etmemiş, bu yönde Tarım Bağ-Kur emeklileri için lehlerine bir ayrıcalık tanınmıştır. Ne var ki bu kişilerin Tarım Bağ-Kur kapsamı dışında bir işte çalışmaları halinde bu kere yaşlılık aylıklarının kesileceği hüküm altına alınmış ve bu yolda bir yaptırım öngörülmüştür.
Yasa koyucunun Tarım Bağ-Kur sisteminde bu tür yöntemi öngörmesi kuşkusuz haklı nedenlere dayanmaktadır. Yasa, bu tür bir yaptırımı kabul etmekle, Tarım Bağ-Kur sigorta sisteminin yozlaşmasını önlemek istemiş, gerçek anlamda, tarımla uğraşıp, sosyal güvenceye ihtiyaçları olan kişilerin bu sigorta kolundan yararlanması amaçlamıştır. Dava konusu olayda olduğu gibi, Tarım Bağ-Kurlular yönünden yaşlılık aylığı yararlanma koşulları diğer yasalara göre daha uygun bulunmaktadır. Borçlanma sistemi ve 5 yıllık prim ödeme sonucu, yaşlılık aylığı koşulları oluşabilmektedir. Bu sistemden yararlanıp kolaylıkla sosyal güvenceye kavuşan kişilerin, daha sonra, tarım dışı başka alanlarda çalışmaları ve aylıklarını almaya devam etmeleri Yasaca istenmemiş ve bu tür kişilerin aylıklarının kesilmesi öngörülmüştür. Böylece denilebilir ki, 2926 sayılı Yasa, bu tür bir yaptırımla, sistemini güvence altına almış gerçek anlamda tarım sigortalılarını korumayı ön planda tutmuştur.
İşte, Yasa, yaptırımını gösterirken bunun uygulanma koşullarını da açıkça belirlemiş, salt, Tarım Bağ-Kur Yasa kapsamı dışında bir işte çalışma durumunu, aylığın kesilmesi yönünde yeterli görmüştür. Yasanın bu açık belirlemesi karşısında başka koşul ve gerekçeler aramak, sistemin özü ile bağdaşmaz ve açıkça Tarım Bağ-Kur sistemine aykırılık oluşturur.
III- Sosyal Güvenlik Yasaları Arasındaki Dengeler Dikkate Alınmamıştır.
Sosyal Güvenlik sistemimiz çifte sigortalılık yöntemini kabul etmemiş bir kimsenin herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşu şemsiyesi altında bulunması halinde diğerine tabi olamayacağını öngörmüştür (506 Sayılı Kanun 3.madde 1479/24-II, 2926 Sayılı Kanun).
Ancak bu güvenlik sistemlerinden ilk tabi olunanın kapsamından çıkma durumunda diğeri kendiliğinden devreye girer.
Dava konusu uyuşmazlıklarda davacı, Tarım Bağ-Kur kapsamında emeklilik statüsü kazanmış bir kişidir. Ancak, Bağ-Kur kapsamındaki bir işte çalışmaya başlaması nedeniyle Sayın Çoğunlukça uygulanma dışı bırakılan 20. madde gereği Tarım Bağ-Kurluluk statüsü kesileceğinden doğrudan 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası devreye girecek ve bu kişi Bağ-Kur Yasa kapsamına alınacaktı. Ne var ki; Sayın Çoğunluğun kabul ettiği sisteme göre; bu kişinin Bağ-Kur Yasa kapsamına girmesi mümkün bulunmamaktadır.
Böylece; emsalleri, 1479 Sayılı Bağ-Kura tabi yükümlülüklerini yerine getirirken dava konusu olayda olduğu gibi kimi kişiler yasal yükümlülüklerden muaf tutulmuşlardır.
Oysa 2926 Sayılı Yasanın 20. maddesi hükmü uygulansaydı bu tür bir eşitsizlik ve ayrıcalık statüsü yaratılmayacak aynı güvenlik kuruluşu kapsamındakiler eşit biçimde yükümlülüklerini yerine getireceklerdi.
IV- Bir Yasa Kuralı Dolaylı Biçimde Yürürlükten Kaldırılmıştır.
Hukuk Sistemimizde, bir Yasa kuralının Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmedikçe veya Yasa Koyucu tarafından yöntemince yürürlükten kaldırılmadıkça, ilişkin olduğu uyuşmazlıklarda doğrudan uygulanma zorunluluğu bulunmaktadır. Oysa dava konusu uyuşmazlıkta, Özel Yasanın öngördüğü bir yaptırım, sayın çoğunluğun kabul ettiği gerekçeye bağlı olarak, dolaylı biçimde uygulanma niteliğini yitirmektedir. Zira Tarım Bağ-Kur Yasasından yararlanarak emekli olan bir kişinin Bağ-Kur Yasasına tabi bir işte çalışmaya başlaması halinde 1479 Sayılı Yasaya göre sigortalı sayılması mümkün olmadığından sayın çoğunluğun benimsediği biçimde yaşlılık aylığı kesilemeyecek ve sözü edilen 20.madde Bağ-Kura tabi işte çalışan emekli Tarım Bağ-Kurlular için uygulanma niteliğini yitirecektir. Oysa Yasa Koyucu böyle bir sonucu öngörmemiş, Tarım Bağ-Kur Yasa sisteminde açıkça yaptırım müessesesini kabul etmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Sayın Çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy