(2926 S. K. m. 20) (1479 S. K. m. 24/II-c, 38) (506 S. K. m. 63)
Dava: Davacı zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olamadığının tespiti ile prim isteminin iptaline, vergi kaydının son bulduğu 30.12.1994 tarihinden sonra ödenmiş yaşlılık aylıklarının iadesi işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı, Kurumun temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının temyizine gelince;
Dava, nitelikçe zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespiti ile 2926 sayılı Yasa uyarınca bağlanan ve zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması nedeniyle kesilen yaşlılık aylığının ödenmesi gerektiğinin saptanması ve Kurum sataşmasının giderilmesine ilişkindir. Davacının, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak çalıştığı ve yaşlılık aylığı yönünden anılan Yasanın öngördüğü koşullara sahip olması nedeniyle davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, 2926 Sayılı Yasa gereğince yaşlılık aylığı almakta olan bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Bu yönü ile davanın yasal dayanağı, belirgin olarak 2926 Sayılı Kanunun 20.ve 1479 Sayılı Kanunun 24/II-c maddeleridir. Anılan 20. maddeye göre, yaşlılık aylığı almakta iken bu kanun kapsamına tabi çalışanlar hariç, diğer Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren kesilir. 1479 Sayılı Yasanın 24/II-c bendine göre de; kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya kesenek ödeyenlerle, bu tür kuruluşlardan, malullük veya yaşlılık aylığı ile daimi tam iş göremezlik geliri almakta olanlar, sigortalı sayılmazlar.
Gerçekten, sigortalının yaşlılık aylığının, bir başka sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başlaması ile kesileceği, 2926 Sayılı Kanunun 20. maddesinin açık hükmü gereğidir. Ne var ki, sigortalının yaşlılık aylığının kesilmesi için; başka sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışması yeterli olmayıp anılan kuruluşlara prim ödemesi ve böylece çalıştığı Kurumun aktif sigortalısı olması da gerekmektedir. Başka bir anlatımla, sigortalı, başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmasına karşın, sosyal güvenlik kuruluşlarının yasa gereği sigortalı sayılmıyorsa, yaşlılık aylığının kesilmesine yasaca ve hukukça olanak olmadığı tartışmasızdır.
Öte yandan, 1479 Sayılı Yasanın 38. ve 506 Sayılı Yasanın 63. maddelerinde, yaşlılık aylığı almakta olanların, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışması durumunda, yaşlılık aylıklarının kesileceği ve bu kişilerin çalıştıkları kurumca sigortalı sayılacağı ve ödedikleri primlerin işten ayrılmalarından sonra, yaşlılık aylığının artırımında kullanılacağı açıkça vurgulanmıştır.
Şu duruma göre, sigortalının yaşlılık aylığının kesilmesi; başka sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak çalışmaya başlaması ile değil, sosyal güvenlik kurumlarına prim ve kesenek ödemeleri durumunda söz konusu olduğu açık seçiktir.
Somut olayda, yaşlılık aylığı alan Tarım Bağ-Kur sigortalısı 1479 Sayılı Yasaya tabi olarak çalışmakta ise de, aynı yasanın 24/II-c maddesi gereğince zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmasına olanak bulunmadığından, giderek 1479 Sayılı Yasaya tabi olarak prim ödemesi mümkün bulunmadığından yaşlılık aylığının kesilmesine olanak olmadığı söz götürmez. Tersinin kabulü, iş ve Sosyal Güvenlik Yasalarında öngörülen hükümlerin sigortalılar lehine yorumlanmasına ilişkin temel hukuk ilkesine uygun düşmeyeceği hukuksal gerçeği de ortadadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 5.7.2000 gün E:2000/21-1091, K:2000/1102 Sayılı kararı ile yansıyan görüşte bu yoldadır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.10.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy