(2004 S. K. m. 96, 97, 97/A)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (3.kişi) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde reddine karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Uyuşmazlık 3.kişinin İİK.nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu eşyalar davacı Nazım ... ait GMK Bulvarı 280/B adresinde davacının yüzüne karşı haczedilmiştir. Ödeme emri ise borçlu Zülküf ... GMK Bulvarı 280/A adresinde tebliğ edilmiştir. Alacaklı tarafından da ihtiyati haczin bu adreste uygulanması istenilmiş hacze gidildiğinde Yetişkin A.Ş. yetkili temsilcisi borcu ödemeyi kabul ederek İcra kefili olmuştur. Borçlunun ve borçlu şirkete ait Y... A.Ş.nin 280/A adresinde borcun doğumundan çok önce 1.7.1998 tarihinden beri faaliyette bulunduğu Mersin SSK Bölge Müdürlüğünün ve Tapu Sicil Müdürlüğünün yazıları ile bildirildiği gibi 19.3.1999 tarihinde de bu adreste haciz uygulanmıştır. Alacaklının daha sonraki istemi üzerine 2.7.1999 ve 16.9.1999 tarihlerinde haciz uygulanan 280/B işyeri adresinin ise davacıya ait olup borçlu ve şirketi ile ilgisinin bulunmadığı davacı tarafından ibraz edilen vergi levhası kira sözleşmesi faturalar haciz tutanakları tanık anlatımları ve yukarıda adı geçen diğer resmi kayıtlardan açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi davacıya ait olduğundan haczedilen mallar davacının sayılır.
Borçlunun işyeri adresi komşu 280/A olup ondan sonra halen Muhsin ... isimli kişinin elinde olduğu 16.9.1999 tarihli tutanak ile de belirgindir.
Öte yandan, davacının haciz uygulanan işyerini borçludan devraldığına ilişkin hiçbir açıklaması ve kabulü bulunmadığı halde böyle bir açıklamanın varlığından söz ederek gerekçe oluşturulması doğru değildir. Davacının bu işyerini borçludan devraldığı daha önce tek bir işyeri iken bölünerek B kısmının davacıya devredildiği yolunda alacaklının soyut iddiası dışında dosyada kanıt mevcut değildir.
Bu durumda malların satılmak suretiyle dava konusunun bedele dönüştüğü (İİK mad. 97/10) de gözetilerek davanın kabulü gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacı (3.kişinin) bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy