(2004 S.K. m. 99)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilen kararın temyizen tetkiki davacı )3. kişi) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı şirket borçlu şirketin borcundan dolayı mülkiyeti kendisine ait işyerinde haczedilen selefon makinesi üzerine konulan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili 14.3.2000 havale tarihli cevap dilekçesinde haczin İİK'nın 99. maddesine göre yapılıp 7 gün içinde dava açılması için önel verilmesine karşın dava açmadıklarını açıklayarak davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddini savunmuştur.
Dava konusu makine 3. kişi durumundaki davacı şirketin işyerinde 17.2.2000 tarihinde haczedilmiş, davacı şirket yetkilisinin istihkak iddiasına alacaklı vekilince karşı çıkılmıştır. Bunun üzerine haczi yapan İcra Memuru alacaklı vekiline İİK'nın 99. maddesi uyarınca 7 gün içinde 3. kişi aleyhine istihkak davası açması için önel vermiştir. Alacaklı 7 gün içinde dava açmadığından İİK'nın 99/son maddesi gereği 3. kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş ve haciz kalkmış sayılır. Öyleyse alacaklıya verilen 7 günlük önel içinde 3. kişinin açtığı dava konusuz kalmıştır. Yargıtay HGK'nın 1.11.2000 gün ve Esas: 2000/21-1623 Karar: 1612 sayılı kararı da bu yöndedir. Hal böyle olunca "konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulması yerine davanın esastan reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacı (3. kişinin) bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının davacıya iadesine, 31.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy