(2004 S. K. m. 97)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde kabulüne karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı alacaklının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine.
2- Telekomünikasyon hizmetleri ile ilgili olarak abone veya kullanıcılara tahsis edilen numara ve hat kullanımı gibi, intifa ve kullanım hakları 4502 Sayılı Kanunun Ek. 25. maddesi gereğince haczedilemez.
Somut olayda davacı ile ilgili 264 99 66 nolu telefonun kanunun yürürlüğe girdiği 29 Ocak 2000 tarihinden önce 31.8.1999'da haczedildiği açıktır. Ne var ki, aynı yasanın geçici 8.maddesinde bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce haczedilip henüz satışı yapılmayan telefonlar üzerindeki hacizler ilgililerce bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 ay içinde kaldırılmadığı takdirde sözleşmelerin feshedileceği hükmü öngörülmüştür.
Hal böyle olunca dava konusu olay da geçici 8. maddenin öngördüğü koşulların oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiği açıktır. Oysa açıklanan doğrultuda işlem yapılmadığı ortadadır.
Bu nedenle, anılan yasanın geçici 8. maddesinin öngördüğü koşulların dava konusu olayda oluşup oluşmadığının araştırılması, sözleşme feshedilmemişse telefonun davacı adına kayıtlı ise de borçlu adresinde kurulu olması nedeniyle,
İİK. nun 97/a maddesi uyarınca borçluya ait sayılacağından davanın reddine, sözleşme feshedilmiş ise konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; dava konusu telefon davanın devamı sırasında 19.10.1999 tarihinde alacaklıya alacağına mahsuben satıldığından İİK. nun 97/10 maddesi gereği davanın bedele dönüştüğünün gözardı edilmesi de doğru görülmemiştir.
O halde, davalı (alacaklının) bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy