(506 S. K. m. 120)
Dava: Davacı, yaşlılık aylığına hak kazındığının ve başvuru tarihinden itibaren aylık bağlanmasını karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Enver A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Davacı sigortalının, gerçek doğum tarihinin, 20.3.1949 olmayıp 20.3.1943 tarihi olduğu ve bu tarihin sigorta işlemlerinde esas alınması gerektiğine ilişkin istemi, Mahkemece, dosya içerisinde bulunan, yaş tashihi kararına dayalı olarak aynen kabul edilmiştir.
Oysa; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının uygulanması açısından, yaş koşulunun gerçekleşmesi belli süre prim ödenmesi veya en azından yasaca saptanan yaş sınırının gerçekleşmesi özellikle, yaşlılık sigortasının uygulanması açısından çok önem taşımaktadır. Bu nedenle, Yasa'nın 120. maddesi, sonradan yapılacak yaş düzeltmelerinde kimi kötü uygulamaları önlemek amacıyla özel bir düzenleme getirmiş belli sigorta kollarında, hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirlemiştir. Buna göre; yaşlılık, ölüm ve maluliyet sigortalarının uygulanmasında; sigortalının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğüne kayıtlı bulunan doğum tarihinin esas alınacağını hükme bağlamıştır. Öte yandan, mahkemelerce yapılan yaş düzeltme davalarının geçerli kabul edilmesi ilkesi de hukuksal bir zorunluluktur. Her iki hükmün birlikte telifi için; Mahkemece yapılan ve Sosyal Sigortalar Kurumunun taraf olmadığı yaş düzeltme davalarının; İş Mahkemesince ve Sosyal Sigortalar Kanunu açısından değerlendirilmesi yapılırken, her iki taraf hukukunun gözetilmesi ve bir hakkın suiistimali niteliğini taşıyıp taşımadığının, başka bir anlatımla, açık bir haksızlık durumu taşıyıp taşımadığının doğrudan gözetilmesi gerekir. Aksi halde, sözü edilen 120. maddenin ruhuna ters düşülmüş ve madde uygulanmaz hale sokulmuş olur.
Dava konusu olayda, davacı, 55 yaş koşulunun gerçekleşmesi açısından, doğum tarihinin 1949 yılından 1943 yılına çekilmesini istemiş ve buna ilişkin Mahkeme kararına dayanmıştır. Oysa, incelenen yaş tashihi dosyasında; davacının 50 yaşın üzeri arasında olabileceği bildirilmiş, hüküm ise 55 yaşa uygun olarak 20.3.1949 tarihi esas alınarak oluşturulmuştur. Ne var ki, bu sonuç, kesin bir belirleme olmayıp biyolojik ve tıbbı gerçeklere uymadığı gibi, hukuksal gerçeklere de ters düşmüştür.
Şu duruma göre, davanın reddi yerine istemin kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.01.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy