(2004 S. K. m. 97, 99)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı (3.kişi) tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve özellikle haczedilen araç trafikte borçlu adına kayıtlı olup geçerli bir şekilde satın alındığına ilişkin bir kanıt gösterilmemiş olmasına göre, davalı 3. kişinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Uyuşmazlık alacaklı tarafından davalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi istemiyle İİK.nun 99. maddesi uyarınca açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mercii hakimliğince alacaklının istihkak davasının kabulüne %40 tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstihkak davasının kabulü doğrudur. Sorun davalı alacaklı yararına %40 tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. İstihkak davası alacaklı tarafından İİK.nun 99. maddesi uyarınca açılmıştır. Bu maddede tazminat konusunda bir düzenleme yapılmamış olmasına karşın İİK.nun 97/13 maddesindeki hükmün kıyasen alacaklı tarafından açılacak istihkak davalarında da uygulanması gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay'ın (21.Hukuk Dairesi 8.12.1998 gün ve 8425-8568 S.K.) (15 Hukuk Dairesi 27.3.1990 gün ve 1989/4817-1405 S.K.) yerleşmiş görüşlerindendir. Gerçekten İİK.nun 97. maddesinin 10, 11, 12 ve 16. fıkra hükümleri sadece 3. kişi tarafından açılacak istihkak davalarında değil alacaklının 99. maddeye göre açtığı istihkak davalarında da uygulanır. Alacaklı yararına %40 tazminatı düzenleyen 97. maddesinin 13. fıkrası hükmü de bu nitelikte olup alacaklının ister 99. maddeye göre isterse zorunlu olmadığı halde 97. maddeye göre açacağı istihkak davalarında uygulanması gerektiği açıktır. Böyle bir uygulama alacaklı genel hükümlere göre ayrıca dava açmak zorunda kalmayacağından dava ekonomisine de uygundur. Şu halde alacaklının açtığı davalarda da 97/13 maddede öngörülen koşullar mevcutsa tazminata hükmedilmelidir.
Somut olayda İİK 97/13 maddesinde öngörüldüğü şekilde bu dava nedeniyle takibin talikine (ertelenmesine) ve ihtiyati tedbir yolu ile icra takibinin durdurulduğuna ilişkin hiçbir kanıt yoktur. Bu durumda bu dava nedeniyle 3. kişinin tutumu sonucu alacağın tahsilinin geciktiğinden söz edilemeyeceğinden davacı alacaklı yararına %40 tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7. maddesi gereğidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükümdeki (alacaklı yararına %40 tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi) sözcüklerinin hükümden çıkarılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 30.1.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy