(1479 S.K m.4)
Dava: Davacı, 1479 sayılı Yasaya göre yaptığı borçlanmanın geçerli olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, 1479 sayılı yasanın ek geçici 4. maddesi gereğince yapılan borçlanmanın geçerli sayılması gerektiğinin tespiti ile kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir. Davacının 1.12.1996 tarihinde isteğe bağlı Bağ-kur sigortalısı olduğu borçlanmak için kuruma başvurduğu, borçlanma tutarını ödemek üzere davacıya 20.2.1997 gün 05595 sayılı tebligat çıkarıldığı anılan tebligatın 25.2.1997 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlanma tutarının 10.2.1999 tarihinde ödendiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık borçlanma tutarının ödenmesinin başlangıcı; borçlanma yazısının tebliği tarihinden mi yoksa, sigortalılığın başlangıç tarihinden mi başlayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, 1479 sayılı yasanın Ek geçici 4. maddesine göre borçlanma primleri talep tarihindeki basamak ve prim tutarları üzerinden hesaplanır. Ve sigortalılığın başlangıç tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde ödenir. Belirtilen süre içerisinde borçların tamamen ödenmemesi halinde borçlanma talepleri geçersiz sayılır. Madde hükmünden de; açıkça anlaşıldığı üzere, kurumun borçlanma istemini kabul ederek buna göre ödenmesi gereken prim tutarını hesaplayarak ve yapacağı bu işlem sonucunda borçlanma tutarını 2 yıl içinde ödemesi gerektiğini ve ödememenin yasal sonuçlarını sigortalıya bildirecektir. Sigortalı yazının eline geçmesiyle yerine getirilmesi gereken bu edimin kapsam ve niteliğini öğrenecek ve ona göre borcunu ödeyecektir. Yoksa kurumun anayasal bu uyarı ve duyuru görevini yerine getirmeden davacının edimini yerine getirmesi düşünülemez ve beklenilemez.
Şu duruma göre, anılan yasa maddesinde öngörülen 2 yıllık ödeme süresinin salt sigortalılığın başlangıç tarihinden itibaren işlemeye başladığının kabulüne olanak yoktur. Başka bir anlatımla, söz konusu sürenin başlangıç olarak bu konudaki kurum yazısının sigortalının eline geçtiği tarihin esas alınması gerektiği açıktır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, borçlanmanın kabulüne ve borçlanma miktarının 2 yıl içinde ödenmesine ilişkin kurum yazısının davacıya 27.2.1997 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından borçlanma tutarının 10.2.1999 tarihinde ödendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davacının borçlanma tutarı prim borcu borcunu kurum yazısının tebliği tarihinden itibaren 2 yıl içinde ödediği ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy