(1475 S.K m.73)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B.Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Olay günü, işçinin gübre yüklü traktör römorkunun kapağını açarken, kapağın römorkun içinde bulunan gübrenin ağırlığı ile koluna çarpması sonucu kolunun kırıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İş Kanununun 73. ve işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün 2-4 maddesine göre, işveren işçilerin sağlığını ve güvenliğini temin için gerekli olanı yapıp, güvenli çalışmayı tesis ve temin etmekle yükümlüdür. Başka bir anlatımla, işveren işçilerin güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli olanı yapmak, giderek uygun araç ve gereçleri hazır bulundurmak ve araçların amacına uygun şekilde kullanılmasını sağlamak ve işyerinde teknik ilerlemenin getirdiği daha güvenli şartları hazırlamakla yükümlüdür.
Somut olayda, işverenin yukarıda belirtilen önlemleri almadığı ve özellikle içerden dışarıya doğru açılan römork kapağının yüklenilmesi sonucu ağırlaşacağı, bir kişi tarafından tutulmasında zorluk çekileceği göz önünde tutularak, kapak açma işinin iki işçi tarafından yerine getirilmesi gerektiği gibi, kapağın zincirle ve kol yardımı ile açılıp kapanmasının sağlanması gerektiği ortadadır. Hal böyle olunca, işveren işin yürütümü ile ilgili gerekli önlemleri almadığı gibi, işçiyi de bu konuda bilgilendirmediği ortadadır.
Şu duruma göre, işverenin İş kanunun 73 ve işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün 2-4. maddelerinde öngörülen önlemleri işyerinde eksiksiz olarak aldığı söylenemez. Bu bakımdan işçinin %100 kusurlu olduğunu öngören ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığı tartışmasızdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre, 18.5.2000 tarihli uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun gerçeği yansıttığı ve anılan rapordaki kusur oranları göz önünde tutularak karar verilmesi gerektiği açık-seçiktir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy