(506 S. K. m. 66, 67, 68)
Dava: Davacı, murisi Ali B'nin Mersin İş Mahkemesi kararı ile saptanan hizmetlerinin geçerli olduğunun ve bu hizmetlerin diğer sigortalı hizmetlerle birleştirilmesine ve talep tarihini takip eden aybaşından itibaren emekli aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, ölü eşi Ali B'den ölüm aylığı talebinde bulunmuştur.
Davacının eşi Ali B, Ekim 1952 tarihinde sigortalı işe girdiği ve aralıklı olarak çalışmak suretiyle askerlik borçlanması da dahil 1557 gün prim ödediği, davacı eşi Ali B'nin 21.10.1994 tarihinde ölümü üzerine 23.9.1996 tarihinde ölüm aylığı talebinde bulunduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı yasanın 67/A- ( c ) maddesidir. Anılan maddede ölüm sigortasından yaşlılık aylığı bağlanması için sigortalının toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş olması hükmü öngörülmüştür söz konusu maddede öngörülen 180 gün malullük yaşlılık ve ölüm sigortası ile ilgili prim ödemenin son 5 yıllık sigortalılık süresi ile ilgili olmayıp davacının miras bırakanı Ali B'nin sigortalılık süresi ile sınırlıdır. Başka bir anlatımla ölüm aylığına hak kazanabilmek için sigortalının prim ödediği toplam süreyi 5 yıla bölmeyip, tüm sigortalılık süresine bölmek suretiyle her yıl için ortalama 180 gün ortaya çıkması gerekir. Oysa yukarda sözü geçen davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 67. maddesinin öngördüğü sigortalılık süresinin her yılı için ortalama 180 günün hesaplanmasında yanlış değerlendirme yapılarak sonuca ulaşılması isabetli değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.06.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy