(2918 S. K. m. 20)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı-karşı davalı (3.kişi) ile karşı davalı (Borçlu) şekilde istihkak davasının reddine karşılık davanın kabulüne karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Merciice, fiili haciz yapılmadığından dava konusu 16 ... 472 plaka sayılı aracın trafik kaydına konulan haczin geçersiz bulunduğu gerekçesiyle davacı 3. kişinin istihkak davasının reddine ve karşılık tasarrufun iptal davasının kabulüne karar verilmiştir.
Oysa 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 4199 sayılı yasa ile değişik 20/d maddesinde trafikte kayıtlı araçların her türlü devirlerinin noterlerce ya da trafik şubeleri ve bürolarında yetkili memurlarca yapılacağı öngörülmüş ve bu husus satış sözleşmesinin geçerliliği olarak benimsenmiştir. Bu durumda trafik kaydına konulan haczin geçersizliği ileri sürülemez. 2918 sayılı yasanın 18.6.1985 yürürlük tarihinden önce araçların satışları menkul mal hükümlerine bağlı olarak satış teslimle gerçekleştiğinden haczin tamamlanması için araca fiilen el konulması gerekliydi. Yeni yasanın yürürlüğe girmesinden sonra Yargıtay içtihatları da değişmiş gerek kayden ve gerekse fiilen yapılan hacizlere karşı istihkak davaları açılabileceği kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacı 3. kişi borçlu şirket adına trafikte kayıtlı aracı 24.3.2000 tarihinde noterde düzenlenen satış senedi ile satın alınmıştır. İcra müdürlüğünün aracın trafik kaydına haciz konulmasına ilişkin yazısı trafik müdürlüğüne ulaştığı 4.4.2000 tarihinde trafik kaydına işlenmiştir. Davacı bu aracı satın aldığında trafik kaydında haciz veya tedbir şerhi bulunmadığından yasa uyarınca araç mülkiyetini kazanmıştır. Hal böyle olunca 3. kişinin istihkak davasının kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Öte yandan araç satışının sadece borç doğumundan sonra gerçekleştiği olgusuna dayanılarak aracın satış tarihindeki satış bedeli ile gerçek değeri araştırılıp değerlendirilmeden soyut iddia gerekçe yapılmak suretiyle alacaklı tarafından açılan iptal davasının kabulüne eksik inceleme ile dayanakları gösterilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
O halde, davacı karşı davalı 3. kişi ve davalı karşı davalı borçlunun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 16.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy