(506 S.K m.60/A, 81)
Dava: Davacı, isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun ve 1.6.2000 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, nitelikçe 4447 Sayılı Yasanın geçici 81. maddesinin öngördüğü olanaktan yararlanmak suretiyle 1.6.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile Kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir. Davacının 4447 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 8.9.1999 tarihinde 54 yaşında olduğu, sigortalılık süresinin ise 26 yıl bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının 4447 sayılı Yasanın geçici 81. maddesinden yararlanıp yararlanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Bu yönüyle, davanın yasal dayanağı belirgin olarak 4447 sayılı Yasanın 81. maddesidir. Anılan 81. maddenin A/C-a ) bentlerinde; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; A ) bu Kanunun yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlar, C-a ) bendinde de; 15 yıllık sigortalılık süresini erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlar, b ) ( a ) bendinde de ( a ) bendinde öngörülen şartları yerine getirmemiş durumda olanlardan erkek ise 56 yaşını doldurmuş olması, en az 15 yıllık sigortalılık süresini tamamlaması ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olanlara yaşlılık aylığı bağlanacağı hükmü öngörülmüştür.
Sigortalının geçici 81 ile getirilen hükümden yararlanıp yararlanmayacağının belirlenmesi için öncelikle, değişiklikten önceki statüsünün sağlıklı bir şekilde ortaya konması gerektiği açıktır. Somut olayda, davacı, 3460 gün prim ödediği ve 28 yıl sigortalılık süresini doldurduğu ve 54 yaşında bulunduğuna göre statüsünün 506 sayılı Yasanın 60/A-b ) maddesi kapsamında olduğu ortadadır. Ne var ki, söz konusu maddeye göre de, yaş ve prim ödeme gün sayısı koşuluna sahip olmadığından, değişiklikten önceki hükümler gereğince de yaşlılık aylığına hak kazanmadığı açık-seçiktir. Başka bir anlatımla, 4447 sayılı Yasanın geçici 81. maddesinin sigortalı yararına uygulanması için anılan yasanın yürürlüğe girdiği 8.9.1999 tarihine göre davacının değişiklikten önceki Yasa uyarınca yaşlılık aylığına hak kazanması gerektiği söz götürmez.
Yasanın açık hükmü karşısında, 4447 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihteki koşullar yerine, tahsis tarihindeki koşulların esas alınmasına yasaca olanak bulunmamaktadır. Somut olayın özelliğine göre de, davacının durumuna uyan geçici 81. maddenin A/ bendi değil ( C.a ).b ) bentleri olduğu da tartışmasızdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve geçici 81. madde yanlış değerlendirilmek suretiyle ve özellikle 4447
sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe göre; değişiklikten önceki 506 sayılı Yasanın 60/A-b/ maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazanmayan davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy