(1086 S. K. m. 237) (818 S. K. m. 46, 47)
Dava: Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Mahkemece protokolden bahisle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten manevi tazminat istemi kişiye bağlı haklardan biridir. B.K.nun 47. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre kişiler uğradıkları elem ve üzüntü karşılığının zarara sebebiyet verenlerden istem hakkına sahip kılınmışlardır. Bu yönde davacıların ve açık yetki verilen vekillerinin kabulü olmadıkça davadan feragat söz konusu olamaz. Dava konusu olayda bir protokolden söz edilmekte ise de protokolün neye ilişkin olduğu ve davacıların hangi zararını karşıladığı açıkça belli değildir. Kaldı ki son celse beyanı alınan davacı vekili de manevi tazminat taleplerinden feragat ettiği ve protokolle bu taleplerinin karşılandığı yolunda bir beyanda bulunmamış ve bu yoldaki kabulü de imzası ile tasdik ettirilmemiştir.
Şu duruma göre ortada yöntemince yapılmış bir kabul veya feragat bulunmamasına ve manevi tazminatın karşılandığının anlaşılmamasına karşın manevi tazminatın reddi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy