(818 S. K. m. 46, 47, 142)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan iş göremezlik zararının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.7.2001 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat Kazım Bayraktar geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi B.Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tespit edildi:
Karar: Dava, iş kazası nedeniyle, işveren Belediye Başkanlığından tazminat talebidir.
Mahkemece, davacının aynı konuda, Asliye Hukuk Mahkemesinde Belediye Başkanlığı ve olayda kusurlu bulunan 3. şahıs aleyhine dava açıldığını, bu tazminatın müşterek müteselsilen talep edildiği davada, 3. şahıs hakkında ki davanın kabul edilip, Belediye hakkındaki davanın görevsizlik nedeniyle reddedildiğini, o davada istediği tazminatın hüküm altına alınması ve hükmünde kesinleşmiş olması nedeniyle, mükerrer ödemeye yer verilebileceği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmişse de, bu sonuç usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Gerçekten, önceki dava dayanışmalı sorumluluk esasına dayanılarak açılmış ve Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/24 esas, 2000/678 kararı ile hüküm altına alınan karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Ne var ki, davacı 3. şahıs aleyhine verilen bu hükmün icra kanalı ile infaz kabiliyeti olmadığını anlayınca müşterek müteselsil sorumlu işveren Belediye
Başkanlığı aleyhine bu davayı açmak zorunda kalmıştır. B.K'nun 142. maddesi gereğince, davacı müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden borcun tamamını veya bir kısmını ödemesini istemekte muhayyerdir. Davacı alacağını, hakkında hüküm kurulan 3. kişiden alamayınca, 10 yıl içerisinde müteselsilen sorumlu olan işveren aleyhine her zaman dava açabilir. 3. kişi hakkında dava açılıp sonuçlanması bu davanın açılmasına engel değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak davaya bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, aksine düşüncelerle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 97.500.000 lira duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.7.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy