(506 S. K. Ek m. 5, 6) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Davacı, çalıştığı iş ve işyeri itibarıyla itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, sigortalılık süresine ilişkin niteliği nazara alınarak her tam yıl için yasanın belirlendiği itibari hizmet süresinin eklenmesi istemine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasa'nın Ek 5/1V maddesidir. Anılan maddeye göre, sigortalıların itibari hizmetten yararlanması için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Yasanın öngördüğü birinci koşul, sigortalının şeker sanayii işyerinde fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışması, ikinci koşul ise LV. bendin (1, 2, 3, 4.) alt bentlerinde belirtildiği biçimde a) çelik, demir ve tunç döküm, b) zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit ve boya işleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren işleri, c) patlayıcı maddeler yapılması, d) kaynak işleri yapılmasıdır. Başka bir anlatımla, IV. bendin alt bentlerinde belirtilen işleri yaparken fiziksel dış etkenlerin ve olumsuz çalışma koşullarının da olayda ayrıca gerçekleşmesi koşuldur. Somut olayda davacının işyerinde ölçü kontrol bölümünde ölçü aletleri ustası olarak çalıştığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının IV. bendin öngördüğü işlerde çalışmadığı, giderek yasanın belirlediği ikinci koşula sahip olmadığı açık seçiktir.
Kabule göre de hangi tarihten itibaren ve ne kadar süre ile Ek 5/4. madde kapsamında kalacağı belirtilmediği gibi, 506 Sayılı Kanun 'un Ek 6. maddesi gereğince 3600 günlük çalışmanın gerçekleşmesinden sonra Ek 5. maddedeki itibari hizmet süresinden yararlanılabileceğinin karar yerinde gösterilmemiş olması da isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan T.Şeker Fab. AŞ.'ye iadesine, 21.06.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy