(506 S. K. m. 120)
Dava: Davacı, mahkeme kararıyla düzeltilen doğum tarihinin Kurum ve emeklilik işlemlerinde esas alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı sigortalının, gerçek doğum tarihinin, 1.1.1950 olmayıp 1.1.1944 tarihi olduğu ve bu tarihin sigorta işlemlerinde esas alınması gerektiğine ilişkin istemi, Mahkemece, dosya içerisinde bulunan, yaş tashihi kararına dayalı olarak aynen kabul edilmiştir.
Oysa; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının uygulanması açısından, "yaş koşulu"nun gerçekleşmesi önem taşımaktadır. Belli süre prim ödenmesi veya en azından yasaca saptanan yaş sınırının gerçekleşmesi özellikle, yaşlılık sigortasının uygulanması açısından zorunludur. Bu nedenle, Yasa'nın 120. maddesi, sonradan yapılacak yaş düzeltmelerinde, kimi kötü uygulamaları önlemek amacıyla özel bir düzenleme getirmiş, belli sigorta kollarında, hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirlemiştir. Buna göre; yaşlılık, ölüm ve malüliyet sigortalarının uygulanmasında; sigortalının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğüne kayıtlı bulunan doğum tarihinin esas alınacağını hükme bağlamıştır. Öte yandan, mahkemelerce yapılan yaş düzeltme davalarının geçerli kabul edilmesi ilkesi de hukuksal bir zorunluluktur. Her iki hükmün birlikte telifi için; mahkemece yapılan ve S.S.Kurumunun taraf olmadığı yaş düzeltme davalarının, İş Mahkemesince ve S.S.Kanunu açısından değerlendirilmesi yapılırken, her iki taraf hukukunun gözetilmesi ve bir hakkın suistimali niteliğini taşıyıp taşımadığının, başka bir anlatımla, açık bir haksızlık durumu taşıyıp taşımadığının doğrudan gözetilmesi gerekir. Aksi halde, sözü edilen 120. maddenin ruhuna ters düşülmüş ve madde uygulanmaz hale sokulmuş olur.
Dava konusu olayda, davacı 55 yaş koşulunun gerçekleşmesi açısından, doğum tarihinin 1950 yılından 1944 yılına çekilmesini istemiş ve buna ilişkin mahkeme kararına dayanmıştır. Oysa incelenen yaş tashihi dosyasında davacının 50-60 yaşları arasında olabileceği bildirilmiş hüküm ise 56 yaşa uygun olarak 1.1.1944 tarihi esas alınarak oluşturulmuştur. Ne var ki bu sonuç biyolojik ve tıbbi gerçeklere uymadığı gibi, hukuksal gerçeklerle de ters düşmüştür. Zira yaş tashihine esas alınan 25.10.1996 tarih ve 7816 sayılı Diyarbakır Devlet Hastanesi sağlık kurulu raporu içeriği ve bulguları yönünden yeterli değildir. Bu tür taleplerde ileri yaşlara ilişkin tashihine esas olmak üzere Adli Tıp'dan rapor alınmak gerektiği halde mahkemenin yetersiz rapor ve tanık anlatımlarına dayalı olarak vermiş olduğu kesinleşmiş karar 506 sayılı yasanın 120. maddesi karşısında kabul edilemez ve bu madde dışlanamaz.
Şu duruma göre davanın reddi yerine istemin kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.7.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy