(506 S. K. m. 3) (1479 S. K. m. 24, 25)
Davacı 1.1.1998 tarihi itibariyle davalı Kurum sigortalısı olmadığının ve bu gün itibariyle prim borcunun bulunmadığının tespitiyle kurumun yarattığı muarazanın men'ine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan Karagün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 1.1.1998 gününden itibaren Bağ-Kur kapsam dışında kaldığının ve bu gün itibariyle Bağ-Kur'a prim borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece istek gibi karar verilmiş ise de bu sonuç dosya içeriğine usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Davacının Kreş işletmeciliğinden 13.9.1991 gününde Bağ-Kur kapsamına girerek ve aynı tarihte Karesi Vergi Dairesine vergi Mükellefi olarak kayıt edildiği, Meslek Kuruluşu ve Esnaf Kaydını da 20.12.1996 gününde yaptırmıştır. Kreş işletmeciliği faaliyetini terk ettiğinden 31.12.1996 gününde vergi kaydını 30.1.1997'de Meslek Kuruluşu ve 10.3.1997 gününde de Esnaf kayıtlarını sildirmiştir.
Davacı tekrar 25.12.1996 gününde Limitet Şirket ortaklığı faaliyetinden dolayı Bağ-Kur'lu olmuş oda kaydını 21.6.1997 gününde vergi mükellefiyetini de 25.9.1997 gününde yaptırmıştır. Gerek vergi kaydı gerekse oda kaydı halen devam etmektedir.
Sigortalı 1.1.1998 gününde zorunlu SSK sigortalısı olmuş 2000/1. dönem dahil 720 tarih zorunlu sigortalı olarak çalışmıştır.
Uyuşmazlık zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olan bir kimsenin 506 s. Kanun anlamında sigortalı sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın kanuni dayanağı 506 s. Kanunun 3-1 maddesinin (F-K) bendleridir. Sözü geçen bendlerde, kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar ile, kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacakları öngörülmüştür. Öte yandan 1479 s. Kanunun 24. maddesinin 1. fıkra (d) bendine göre Limited Şirket ortaklarının zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu açıktır.
Limited Şirket ortaklığı sebebiyle vergi kaydı ve oda kaydı devam ettiğine göre davacının Bağ-Kur sigortalılığı devam etmektedir. 1479 s. Kanunun 25/d maddesinde Limited Şirket ortağının sigortalılığının nasıl sona ereceği de belirlenmiştir.
Diğer taraftan 1.1.1998'den sonra zorunlu SSK sigortalılığı bulunmakta ise de bir kimsenin aynı anda iki Sosyal Güvenlik kapsamında bulunması kanuni sisteme uygun düşmemektedir.
Davacının başlayıp devam eden gelen zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı kesintisiz devam ettiğinden 1.1.1998 gününden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olmadığının ve prim borcu bulunmadığının tesbitine karar verilmesi isabetli sayılamaz.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 27.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy