(506 S. K. m. 2, 3, 79, 85) (4721 S. K. m. 2)
(YHGK. E : 2000/21-1705, K : 2000/1750, 29.11.2000) (YHGK. E : 2001/21-513, 2001/531, 20.06.2001)
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.6.1990-15.6.1990 tarihleri arasında fiilen geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan Karagün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Mahkemece, her ne kadar bozmaya uyulmuşsa da, bozma gereği inceleme ve değerlendirme yapılmadan sonuca gidilmiştir.
Sosyal Güvenlik Sistemimize göre; çalışanlar muhtelif gruplarda toplanmak suretiyle her bir topluluk için belli Sosyal Güvenlik Kuruluşları öngörülmüştür. Kişiler, gerçek çalışma statüsü ve koşullarına göre; bu Kurumlardan birinin kapsamına; iradelerine bakılmaksızın girerler ve o Kurumun sigortalısı olurlar. Nitekim; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasında kimlerin Yasa kapsamında olduğu 2. maddesinde açıkça ortaya konmuş, koşulları belirlemiştir. Giderek, kimlerin de Yasa kapsamına giremeyeceği kapsamlı biçimde; 3.maddesinde açıklanmıştır.
Öte yandan; aynı Yasa 85. maddesinde isteğe bağlı sigortalılık koşullarını belirlemiş ve 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalıların başka bir Sosyal Güvenlik Kuruluşu kapsamında bulunmamaları koşuluyla isteğe bağlı sigortalı olabileceklerini hükme bağlamıştır.
Şu duruma göre; 506 sayılı Yasa yönünden; isteğe bağlı sigortalı olabilmek için öncelikle; Yasanın öngördüğü, sigortalılığın gerçekleşmesi gerekir. Yasanın öngördüğü sigortalılıktan amaç ise; biçimsel olarak ortaya çıkan salt, Kurum değiştirme amacına yönelik Yasaya karşı hile yoluyla göstermelik bir sigortalılık değil, gerçek anlamda hizmet akdine göre oluşmuş bir sigortalılıktır. Bu tür bir sigortalılığın olup olmadığı ise hizmet akdinin koşulları ve eylemli çalışmanın varlığının açıkça ortaya konması durumunda mümkündür. Kişinin, çalışma hayatının bir bölümünde hizmet akdine göre çalıştığı ve yaşamını bu yolla idame ettirmek istediği, eylemli biçimde ortaya çıktığında; kişi, 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı kabul edilir. Hizmet akdine dayalı çalışanlar dışında, başka Güvenlik Kurumu kapsamındaki kişilerin, yapay yöntemlerle 506 sayılı Sisteme dahil edilmesi bu sistemi zaafa uğratır ve Sosyal Güvenlik ve sisteminin amacının gerçekleşmesini de engelleyici olur. Çünkü 506 sayılı Yasa sistemi; sigortalı ve işverenlerin katkılarıyla oluşan temelde, bir fon oluşturma ve buradan risklerin gerçekleşme durumuna göre, sigortalıları güvenceye kavuşturmayı amaçlar. Kısaca; 506 sayılı Yasa sistemi hizmet akdine göre çalışanların işveren katkılarıyla oluşturdukları sosyal nitelikli bir ortaklıktan ibarettir. Bu sisteme; dışarıdan, zorlama, hile ve yapay yollarla katılımlar, gerçek sigortalıların güvendiklerini önemli ölçüde daraltır. Bu nedenledir ki, her Sosyal Güvenlik Yasası kendi kapsam ve alanını belirlemiş, sigortalılarını, kendi bünyesi içinde tutmak istemiştir. Kuşkusuz; bir sistemden diğerine geçmek mümkündür. Ancak bu geçişin muvazaa veya yapay bir geçiş dahası Yasaya karşı hileyi amaçlamayan bir olguya dayanması gerekir. MK.'nun 2. maddesinde ifadesini bulan evrensel nitelikte dürüstlük kuralları bu tür bir eyleme engel olduğu gibi Anayasal Sosyal Güvenlik Sistemimizi oluşturan, Sosyal Sigorta Yasaları da kabul ettikleri temel ilke ve esaslarıyla buna müsait değildir. Açıklananların ışığında somut olaya bakıldığında; yıllarca Bağ-Kur statüsünde sigortalı olan davacının, uzun yıllar kendi hesabına işveren olarak çalıştıktan sonra, nitelik ve kapsamı ortaya konmayan kuşkulu ve olağan hayat deneyimlerine uygun düşmeyen olgulara dayanmak suretiyle 15 gün işçi gibi SSK'lı gösterilip S.S.K'da isteğe bağlı sigortalı olmak istemesi asıl amacın Kurum değiştirmeye yönelik olduğu dolayısıyla çalışmanın gerçek olmadığının açık kanıtıdır. Dairemizin yerleşmiş uygulaması ve Y.H.G.K.'nun 29.11.2000 gün E.200/21-1705, K.2000/1750, 20.6.2001 gün E.2001/21-513, K.2001/531, 11.2.1998 gün E:1998/21-5 K:1998/81 sayılı kararları ile yansıyan görüşte bu yoldadır.
Bu durumda davanın reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy