(1475 S. K. m. 89) (506 S. K. m. 79/5)
Dava: Davacılar, davalı Kurum işleminin iptaliyle tahakkuk ettirilen primlerin kaldırılmasına ve işçilerin 1999 yılı dönem bordrolarında gösterilen ve Kuruma bildirilen günler kadar çalışmış olduklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Uyuşmazlık; davacının prim ve gecikme zammı borcu olmadığının tespitiyle bu konudaki Kurum komisyon kararının iptaline ilişkindir.
Mahallinde, Kurum müfettişi tarafından yapılan 30.12.1999 tarihli tahkikat üzerine; davacı şirkete ait kolonya imalat ve pazarlama işyerinde çalışan işçilerin, çalışmalarının aylık 30 gün olmasına karşın bu sürenin altında Kuruma bildirilmesi nedeniyle, Kurumca prim tahakkukuna gidildiği, davacı tarafında bu tahakkuka karşı itirazda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79. maddesidir.
506 sayılı Yasanın 79/5 ve müteakip bentlerinde; fiilen ve kayden çalıştığı tespit edilen sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgelerin Kurumca resen düzenleneceği, muhteviyatı sigorta primlerinin Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edileceği, işverenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde Kurum ünitesine itiraz edebileceği, itirazın tahsilatı durduracağı, itirazın reddi halinde, işverence kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili mahkemeye başvurulabileceği, yetkili mahkemeye başvurulmasının prim borcunun tahsil ve takibini durdurmayacağı öngörülmüştür.
Sigorta müfettişi tarafından düzenlenen tutanakta çalışan işçilerden, bir işçinin Kuruma hiç bildirilmediği, çalışan diğer işçilerin çalışmalarının eksik bildirildiği saptanmıştır.
Dinlenen tanıklar müfettiş raporunu doğrulamışlardır. Müfettiş raporu 506 sayılı Yasanın 130. maddesinin yollamada bulunduğu 1475 sayılı İş Kanununun 89. maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Tanık anlatımları ve işverenin beyanları karşısında müfettiş raporunun aksi sabit olmamıştır. Kurum işleminin yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle olayın 4792 sayılı Yasa ile değişik 3917 sayılı Yasanın 6. maddesinde kaldığı ve 616 sayılı Kanun hükmünde kararname ile ölçümleme yetkisinin kaldırıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy