(1479 S. K. m. 24, 26) (506 S. K. m. 3) (2926 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Davacı, aksine kurum işleminin iptali ile 22.7.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı hakkında her ne kadar Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi zorunlu sigortalı olduğundan bahisle hüküm kurulmuş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 Sayılı Yasa'nın 24. maddesi limited şirket ortaklarının Bağ-Kur sigortalısı olacağı hükmünü amir bulunduğu gibi, dairemizin yerleşmiş kararlarında da limited şirket kurucusunun kendi için çalışan kişi durumunda bulunduğu ve dolayısıyla Bağ-Kur'lu sayılması gerektiği kabul edilmiştir. 1479 Sayılı Yasa'nın 26. maddesi hükmüne nazaran davacının istek ve iradesine bağlı olmaksızın davacı sosyal güvenliği bakımından zorunlu bir yasal statüye tabi olmaktadır. Öte yandan davacı limited şirketin 57/100 hissesine sahip olunduğu gibi, şirketin üst düzey yöneticisi (müdürü) olduğu ve limited şirketi nedeniyle kendi adına kazanç elde ettiğine göre 506 Sayılı Yasa'nın 311-(K) bendine göre SSK' ya tabi olamayacağı da ortadadır. 619 Sayılı KHK Geçici 1. maddesi ile bu KHK'nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu KHK'nin yürürlüğe girdiği tarihte başlayacağı hükmü getirilmiş ise de 619 sayılı KHK Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilerek iptal kararı 8.8.2001 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdiğinden davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığını engelleyen bir düzenleme de mevcut bulunmamaktadır.
Mahkemece davacının limited şirket kurucu ortağı olduğu, 1.11.1988 tarihinden itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy