(506 S. K. m. 79)
Davacı, 1.10.1975-5.11.1978 ve 15.6.1980-31.12.1982 tarihleri arasında işverenler Ali Osman U. ve Mehmet Ö.'a ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkemece verilen kararının dairemizce öncelenmesi sonunda hüküm 25.5.2000 tarihli ilam ile bozulmuştur. Dairemizce oluşturulan bozma ilamında hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği nedeni ile davanın esasına girilmesi gerektiği belirtilmişse de, davacının işverenleri hasım göstermediği anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasanın 79. maddesine göre, açılan hizmet tespiti davalarında işvereni zorunlu olarak davada; davalı taraf olarak gösterilmesi gerektiği açıkça ortada olduğundan, bozma ilamında maddi yanılgı sonucu bu hususa değinilmemiş olması konunun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeni ile kazanılmış hak oluşturmaz. Bu nedenle işverenlerin davaya katılması ve yöntemine göre taraf teşkili sağlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; ifadeleri hükme dayanak alınan tanıklar A.Haydar Ş. ve Mustafa Ş.'in davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerde değildir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan tespiti istenilen süreler çok öncelere ilişkin bulunduğundan tanıkların bu sürelerle ilgili bilgileri bugüne değin eksiksiz olarak hafızalarında korumaları da hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmez.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak yöntemince taraf teşkili oluşturarak davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ve benzer işi yapan komşu işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimselerin tespit edilerek anılan kişilerin bilgilerine başvurulmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,. 27.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy