(506 S. K. Ek m. 5)
Dava: Davacı, 23.3.1996-17.11.1977 tarihleri arasında sigortalı fiili hizmet çalışmasının 506 sayılı kanuna eklenen 2098 sayılı Kanuna tabi hizmet olduğunun tespiti ile SSK kayıtlarındaki gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Telliler Denizcilik A.Ş. vekili tarafından duruşmalı SSK. vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık davalı işverenlere ait gemilerde gemi adamı olarak çalışan davacının denizde geçen çalışma sürelerinin itibari hizmet süresi olarak sigortalılık süresine eklenmesine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 3395 sayılı Yasa ile değişik Ek.5. maddesinin III. bendidir. Bu maddeye göre "gemi adamlarının denizde geçen sürelerine her tam yıl için 90 gün sigortalılık süresi ekleneceği" belirtilmiştir. Bu durumda itibari hizmetten yararlanmak için gemi adamı olarak ve denizde çalışma koşullarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Denizde çalışmak sefer halinde gemide olabileceği gibi limanda bekleyen gemide de olabilir, ( örneğin bakım ve onarım gibi ) Yasa koyucunun denizde çalışanların her türlü tehlikeye açık denizde geçen çalışma süreleri açısından bu haktan yararlanmalarını amaçlamıştır. O nedenle yerel mahkemenin Telsiz zabiti olan davacının gemide fiilen çalışmadığı ve çalışmak üzere işverene ait tesiste bekleyerek geçirdiği süreden de itibari hizmetten yararlandırılmasına karar vermesi yasaya aykırıdır. Öte yandan davacının denizde ( gemide ) fiilen çalıştığı süre yönünden gerekli araştırma yapılmadan sonuca varılması ve kurulan hükümde HUMK'nun 389. maddesine aykırı olarak davacının denizde geçen çalışmasına göre kazandığı itibari hizmet süresinin kararda belirtilmemesi de doğru değildir.
Mahkemece yapılacak iş ister seferde ister limanda beklemede olan gemide davacının fiilen çalışma süresini tespit etmek bu bağlamda taraflara tanık dahil delillerini ibraz etmeleri için önel vermek, gösterilen delilleri topladıktan sonra davacının 1.9.1987 tarihinden sonraki davalılar işyerlerindeki çalışmalarından dolayı itibari hizmet süresini saptamak ve bu süreden yararlanması gerektiğinde karar vermek gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2000/21-1101 esas 2000/1182 karar sayılı 27.9.2000 günlü kararı da bu yöndedir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı Telliler Denizcilik ve Tic. A.Ş'ne iadesine 4.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy