(506 S. K. m. 79, 85) (1479 S. K. m. 26) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, Kurumun 21.08.1998 tarih ve 77184 sayılı işleminin iptali ile yaratılan sataşmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, davacının muhasebe işyerinde 02.05.1994 tarihindeki çalışmasının gerçek olup olmadığına ilişkindir. Dairemiz bozma kararı ile davacının önceki çalışmalarının araştırılması, Bağ-Kur'lu çalışmalarının olup olmadığı, varsa amacın Kurum değiştirmeye yönelik olup olmadığı ve eylemli çalışmanın yeterince belgelenmesi ve tüm bu bilgilerle birlikte değerlendirilip sonuca gidilmesi istenmiştir. Mahkemece yapılan araştırma sonucunda davacının 1987 - 1994 yılları arası uzunca bir süre Bağ-Kur'a tabi olarak çalıştıktan sonra kısa bir süre SSK'lı olup, isteğe bağlı sigortalı devam ettiği belirlenmiştir.
Öte yandan aynı yasanın 85.maddesinde; isteğe bağlı sigortalılık koşulları belirlenmiş ve 506 sayılı yasa kapsamında sigortalıların, bir başka sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında bulunmamaları koşuluyla isteğe bağlı sigortalı olabilecekleri hükme bağlanmıştır. ?u duruma göre 506 sayılı yasa yönünden isteğe bağlı sigortalı olabilmek için öncelikle yasanın öngördüğü sigortalılığın gerçekleşmesi gerekir. Yasanın öngördüğü sigortalılıktan amaç ise; biçimsel olarak ortaya çıkan salt kurum değiştirme amacına yönelik, yasaya karşı hile yoluyla göstermelik bir sigortalılık değil, gerçek anlamda hizmet akdine göre oluşmuş bir sigortalılıktır. Bu tür bir sigortalılığın olup olmadığı ise, hizmet akdinin koşulları ve eylemli çalışmanın varlığının açıkça ortaya konması durumunda mümkündür.
Her sosyal güvenlik yasası kendi kapsamı ve alanını belirlemiş, sigortalıları kendi bünyesinde tutmak istemiştir. Kuşkusuz, bir sistemden diğerine geçiş mümkün olup, bu geçişin muvaaza veya yapay bir geçişe dahası, yasaya karşı hileyi amaçlayan bir olguya dayanmaması gerekir.
MK.'nun 2. maddesinde ifadesini bulan evrensel nitelikte dürüstlük kuralları bu tür bir eyleme engel olduğu gibi Anayasal Sosyal Güvenlik sistemimizi oluşturan sosyal sigorta yasaları da kabul ettikleri temel ilke ve esaslarıyla buna müsait değildir. Açıklananların ışığında, 1 aylık çalışma en önemlisi nitelik ve kapsamı ortaya konmayan kuşkulu ve hayat deneyimlerine uygun düşmeyen olgulara dayanmak suretiyle, özellikle de, müfettiş raporundan, o dönemde çalışanlardan kimsenin ismini vermemesi gibi olgularda nazara alınarak, davacının SSK nezdinde isteğe bağlı sigortalı olmak istemesi kabul edilemez.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ve Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2000 tarih ve 2000/21-1705 E., 2000/1750 sayılı kararı dikkate alınmadan davanın reddi gerekirken kabulü isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 07.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy