(506 S. K. m. 120/2) (1479 S. K. m. 66)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.7.1972 tarihinde 1 gün süre ile çalıştığının tespitiyle, işe giriş bildirgesinde 1958 olarak yazılı doğum tarihinin 1957 olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava konusu uyuşmazlık, diğer yönüyle davacının mahkemece düzeltilen doğum tarihinin Sosyal Sigortalar Kurumunun yaşlılık aylığı bağlaması esnasında nazara alınıp alınmayacağına ilişkindir.
Yerel mahkeme, davacının doğum tarihinin Mart 1957 olarak tespit edildiğine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı olduğundan bahisle davacının kurum işleminde 1957 tarihi nazara alınması gerektiğinin tespitine karar vermiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 120/2 maddesi, (Bağ-Kur Yasasının 66. maddesi) bazı kötü uygulamaları önlemek amacı ile özel bir düzenleme getirmiş ve belli sigorta kollarında, hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirlemiştir. Gerçekten anılan yasanın 120/2. maddesi (66. maddesi) çok açık olarak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında sigortalıların ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri ....... esas tutulur. hükmünü içermektedir. Hiçbir yoruma yer vermeyecek şekilde yapılan bu düzenleme karşısında sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş tashihinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı açıktır. Nitekim Bağ-Kur Yasası 66. madde, Sosyal Sigortalar Yasasının 120/2. maddesi ve Emekli Sandığı Yasası'nda da anılan maddeye paralel hükümler getirilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 9.10.2002 gün ve 2002/21-761 esas sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu özel düzenleme dışında kesinleşmiş bir yargı kararının uygulamalarda geçerliliğini koruyacağı tartışmasızdır.
Somut olayda, davacı, Sosyal Sigortalar Kurumuna ilk defa 31.7.1972 tarihinde tescil edilmiş, yaş tashihi kararı ise 1976 yılında verilmiştir. Bu durumda yukarıda belirlenen esaslar nazara alındığında, ilk tescil tarihinden sonra yapılan bu yaş tashihinin, sigorta işlemlerinde dikkate alınamayacağı tabiidir.
Mahkemece bu maddi olgular nazara alınarak davanın yaş tashihi yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 27.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy