(3201 S. K. m. 1, 2, 3, 4, 5)
Davacı, 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitiyle, Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B. Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının 25.8.1999 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının kesilmesine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Gerçekten, 3201 sayılı Yasa gereği borçlanma sonucu yaşlılık aylığına hak kazanılması, sigortalının yurda kesin dönüş yapması ile mümkündür. Dava konusu olayda davacıya 1.7.1995 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanmış ise de, bilahare, davacı yurt dışında 31.12.1998 tarihine kadar işsizlik yardımı almış ve daha sonra da fiilen çalışmaya devam etmiştir. Bu durumda kesin dönüş yapmadığı ortadadır.
Bu nedenle SSK. ca davacıya bağlanan aylığını 1.7.1995 tarihi itibari ile kesilmesi doğru olup, davacının bu talebinin reddine karar verilmesi gerekirdi.
Öte yandan, davacının 3201 sayılı Yasa gereği borçlanmasının ise, Sosyal Güvenlik konusunun Kamu düzenine ilişkin olması ve ilerde bu haktan mahrum kalmaması düşünüldüğünde, borçlanma işleminin askıya alınması gerekir. Bu konuya ilişkin SSK nun borçlanma işleminin tamamını iptal etmesi doğru değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy