(1479 S. K. m. 24, 79)
Dava: Davacı 25.4.1989-30.4.1999 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vergi kaydının bulunmadığı dönemlerde Bağ-Kur sigortalısı kabul edilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesine göre kendi adına bağımsız çalışanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkar Siciline veya Kanunla kurulu Meslek Kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar ile şirket ortakları zorunlu Bağ-Kur sigortalısıdır. Aynı Yasa'nın 79. maddesine göre isteğe bağlı sigortalılık ise, sigortalının tescil talebinin Kuruma intikal ettiği tarihte başlar. Ancak ayı içinde primi yatırılmış süreler sigortalılık süresine dahil edilir.
Somut olayda, davacı vergi kaydına göre 25.4.1989-15.1.1991 tarihleri arasındaki dönemlerde davalı kurumca Bağ-Kur sigortalısı kabul edilmiştir. Bu süreler dışında ise vergi, esnaf sicili veya meslek kuruluşu kaydı bulunmadığı ortadadır. İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için Kuruma tescil talebinde bulunmadığı gibi sadece 1.12.1999 tarihinde prim ödemiş düzenli prim ödememiştir. Başka bir anlatımla 1479 sayılı Yasa sistemine göre zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılık koşulları taşımamaktadır.
Kurum, her ne kadar davacıya sigortalı sayarak muhtelif tarihlerde borç bildirimleri yapmış prim talep etmiş ise de, davacı zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının sona erdiği tarihte işi bırakma formu düzenleyerek Kuruma intikal ettirmemiş, sonradan toplanan belgeler ile Bağ-Kur kapsamında olmadığı anlaşılmıştır. Sigortalılık koşulları taşımayan davacıdan Kurum'un hatalı işlemleri sonucu primleri icra yolu ile tahsil etmesi davacı yararına önceki süreler yönünden kazanılmış hak yaratmaz. Ancak fazla prim ödemeleri ödeme tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilebilir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi..(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy