(506 S. K. m. 2, 6) (1475 S. K. m. 9)
Dava: Davacı davalılardan işverene ait işyerinde 1.6.1991-30.11.1999 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 1.6.1991 ila, 30.11.1999 tarihleri arasında davalıya ait apartman işyerinde, sigortalı olarak geçen, Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı eşi S. Gökbulutun tespiti istenilen dönemde A. Gıda Bakkaliyesinde sigortalı olarak sabahtan akşama kadar çalıştığı, davacının okuma yazma bilmediği kapıcı sözleşmesinin S. Gökbulut ile yapıldığı, kapıcı ücretinin de davacı eşinin aldığı, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, kapıcılık görevinin kimin tarafından yerine getirildiği, giderek eylemli çalışmanın (kalorifer yakma, temizlik ve alış veriş) gibi işlerin, davacı tarafından mı, yoksa başka bir işyerinde full-time şeklinde çalışan Selahattin tarafından mı yerine getirildiği noktasında toplanmaktadır.
Geçmiş hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesi için çalışanın, zaman ve bağımlılık unsurlarını gerçekleştirecek biçimde işverenin işyerinde çalışması koşuldur. Öte yandan, 506 sayılı Yasanın 2. maddesine göre, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılır. Anılan Kanunun 6'ncı maddesinde; çalıştırılanlar işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihte başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılmaz ve vazgeçilemez hükmü öngörülmüştür. Şu duruma göre bir kimse hizmet akdine dayanarak çalışmaya başlaması ile kendiliğinden sigortalı olur. Başka bir anlatımla, sigortalı olmak için 506 sayılı Yasada, 1475 sayılı Yasanın 9'ncu maddesine koşut hizmet akdinin yazılı olarak yapılması yönünden benzer bir hüküm mevcut değildir.
Somut olayda, 15 daireden oluşan kömürlü kaloriferli apartmanın tüm iş ve işlemlerini davacı tarafından yerine getirildiği komşu davacı tanıklarının birbirini doğrulayan samimi anlatımları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Esasen, başka işyerinde full-time olarak çalışan davacı eşinin, aynı zamanda apartman işyerinde çalıştığının kabulü hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine de uygun düşmez. Hukuk Genel Kurulu'nun 6.11.1996 gün 1996/537-735 sayılı kararı da aynı doğrultudadır. Bundan başka, kapıcı sözleşmesinin davacı eşi ile yapılması; işvereni sigorta yardımı ve yükümlülüğünden kurtarmaya yönelik olduğundan, sonuca etkili olmadığı da ortadadır. Kaldı ki, davacı eşinin mesai saatleri dışında zaman zaman apartman işyerinde çalıştığı varsayılsa da, bu çalışma, işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalışan, davacıya yardım niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan davacı eşinin yönetici ile aralarında meydana gelen husumet sonucu alınan tahliye kararı da davacının açıklanan eylemli çalışma olgusunu ortadan kaldıracak nitelikte değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy