(2004 S. K. m. 96, 97) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (3.Kişi) vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş, merciice, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan Karagün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık 3.kişinin İİK.'nun 96. ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Mercice, davanın reddine karar verilmiş ise de; bu sonuca eksik inceleme ile ulaşılmıştır.
Dava konusu mallar davacı 3.kişi Münevver Bayar ile borçlu şirketin birlikte faaliyette bulundukları iş yerinde haczedilmiştir. İİK.'nun 97/a maddesine göre borçlu ile 3.şahısların menkul malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde mülkiyet karinesi borçlu yararınadır. Ancak bu yasal karinenin aksinin yemin ve tanık dahil her türlü kesin ve güçlü delillerle kanıtlanması olanaklıdır.
Haciz uygulanan işyerinin mülkiyeti tapu kaydına göre davacıya aittir. Adres birliği mahcuzların borçluya ait olduğunun kesin kanıtı olamaz. Davacının bağımsız işyeri sahibi olduğu borçlu ile organik bağ içinde olmadığı sabittir.
Davacının ibraz ettiği hacizden önceki tarihleri taşıyan faturaların haczedilen mallara ilişkin olduğu ileri sürülmesine karşın mercice bu yolda bir araştırma ve inceleme yapılmadan salt karineye dayanılmak ve faturaların her zaman temin edilebileceği gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Faturaların doğruluğunun saptanması durumunda yasal karinenin aksinin kanıtlandığının kabulü gerektiği ortadadır. Bu durumda söz konusu faturaların haczedilen mallara ait olup olmadığının gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılarak saptanması, faturayı düzenleyen firma yetkililerinin tanık sıfatıyla dinlenilmesi, fatura dip koçanlarının getirtilerek gerektiğinde faturayı kesen firmaların ve davacının tutmakla yükümlü bulundukları ticari defterleri ve envanterleri üzerinde inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacı (3.Kişi)'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy